Dava, hizmet tespiti ile en son aldığı ücretin 700,00 TL olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
Davacı, 02.05.2008-18.11.2008 tarihleri arasında kesintisiz çalışmasının tespitini talep eder.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda; davacının, davalı işyerinde 02.05.2008-18.11.2008 tarihleri arasında 196 gün, günlük 1.200 TL ücretle çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalıların sair temyiz itirazlarının reddi gerekir
2-Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun, 20.10.2010 T., 2010/10-480 E., 2010/523 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 79/10. maddesidir. Anılan Yasanın 6. maddesinde ifade edildiği üzere “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve feragat edilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi karşısında, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davaların, kamu düzenine ilişkin olduğu, bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğunun gözetilmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak her türden kanıtın toplanabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Ücret miktarı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunun 288. maddesindeki sınırları aşıyorsa, hüküm altına alınabilmesi için yazılı delil ile ispatlanması gerekir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür. (Hukuk Genel Kurulu’nun 2009/21-249 Esas, 291 Karar sayılı kararları).
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 74’üncü maddesinde, Medeni Kanun ile belirtilen hükümler saklı olmak üzere, hakimin her iki tarafın iddia ve savunmalarıyla bağlı bulunduğu, ondan fazlası veya başka bir şey hakkında karar veremeyeceği belirtilmiş, 01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Kanunu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesinde de, hakimin, tarafların istem sonuçlarıyla bağlı olduğu, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği açıklanmış olmakla, hukuk yargılamasına “istemle bağlılık” ilkesi egemen kılınmıştır.
Davacının talep edilen tarihten sonraki almış olduğu ücretler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun “Taleple bağlılık ilkesi” başlığını taşıyan 26'ncı maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/21-249 Esas, 291 Sayılı Kararı dikkate alındığında, mahkemece; davacının tespitine karar verilen süredeki prime esas kazançlarının belirlenmesinde yukarıdaki esaslar dahilindeki deliller celp edilip, değerlendirilmeli ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Yukarıdaki bilgiler ışığı altında; davacının, 02.05.2008-18.11.2008 tarihleri arasında en son aldığı ücretin net 700.00 TL olduğunu belirtmesi ve anılan tarihler arasında kesintisiz hizmet akdiyle çalıştığının tespitini talep etmesi karşısında, mahkemece yapılan yargılama sonunda anılan yasal düzenlemelere aykırılık oluşturacak şekilde 02.05.2008-18.11.2008 tarihleri arasında 196 gün günlük, 1.200 TL ücretle çalıştığının hüküm altına alınması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalılar vekillerinin temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Teks. ve Turz. San. Tic. A.Ş.'ye iadesine, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.