Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, çekişme konusu 123 ada 3 parsel sayılı taşınmazı davalının hile ile ölünceye kadar bakma akdiyle elinden aldığını, bakım borcunu da yerine getirmediğini ileri sürerek iptal tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, bakım borcunu yerine getirdiğini belirtip davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davacının taşınmazını davalının ev sahibi olması ve kendisine bakması karşılığında devrettiği, devir işlemi sırasında davacının iradesinin sakatlandığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Çekişme konusu 123 ada 3 parsel sayılı taşınmaz davacıya aitken 05.08.2014 tarihinde ölünceye kadar bakma akdiyle davalıya temlik edildiği kayden sabittir.
Hemen belirtilmelidir ki, temlikin davacının iradesi fesada uğratılarak gerçekleştirildiği mahkemenin de kabulünde olduğu gibi kanıtlanmış değildir. Ancak 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 611. maddesinde, “Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, bakım borçlusunun bakım alacaklısını ölünceye kadar bakıp gözetmeyi, bakım alacaklısının da bir malvarlığını veya bazı malvarlığı değerlerini ona devretme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Bakım borçlusu, bakım alacaklısı tarafından mirasçı atanmışsa, ölünceye kadar bakma sözleşmesine miras sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. ” düzenlemesine yer verilmiştir.
Bu tür sözleşmeler taraflarına karşılıklı hak ve borçlar yükleyen bir akittir. Başka bir anlatımla ivazlı sözleşme türlerindendir. Sözleşme gereği bakım borçlusu, bakım alacaklısını kendi aile ortamına alıp, ona özenle ölünceye kadar bakıp gözetmek yükümlülüğü altına girer.
Somut olayda dinlenen tanıklar davalının başka yerde yaşadığını ifade etmiş olup bu durumda davalının bakım yükümlülüğünü yerine getirdiğini söyleyebilme olanağı yoktur.
Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davacının yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
1. Hukuk Dairesi - E. 2016/15560 - K. 2020/847
Yargıtay Kararı
Künye Bilgileri
| Daire | 1. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/15560 |
| Karar No | 2020/847 |
| Karar Tarihi | 12.02.2020 |
Karar Metni
"İçtihat Metni"