SUÇLAR: Dolandırıcılık, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık

HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanık ... ve müdafiinin yüzüne tefhim edilen karara karşı, sanık müdafii tarafından bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 16.05.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğundan, temyiz isteğinin süresinden sonra olduğu;
Sanık ... hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.05.2016 Tarihli ve 2015/210 Esas, 2016/198 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında;

1. Katılanlar ..., ... ve ... ile şikâyetçi ...'a karşı bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, dört kere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 62,52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2'şer yıl 6'şar ay hapis ve 2.000,00'er TL adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına,

2. Şikâyetçi ...'na karşı dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62,52 ve 51 inci maddeleri uyarınca 10'ar ay hapis ve 80,00'er TL adli para cezaları ile cezalandırılmalarına, hapis cezalarının ertelenmesine,

Karar verilmiştir.

1.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; hükümleri temyiz ettiğine ilişkindir.

2.Sanık ... müdafiinin temyiz isteği; hükümlerin usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulduğuna, delilerin takdirinde hata edildiğine, atılı suçları sanığın işlemediğine, suçun unsurları itibarıyla oluşmadığına, sanığın diğer sanık ... tarafından yasal bir danışmanlık faaliyeti yürüttüklerine inandırıldığına, iştirak hükümleri çerçevesinde yardım eden konumunda olup olmadığının tartışılmadığına, re'sen gözetilecek nedenlere ilişkindir.

1.Mahkemece; sanıklardan Turgut'un internet üzerinden ... Danışmanlık ve diğer sanık ... ile birlikte ise Asilorg Danışmanlık firmalarına ait web adresleri ya da çeşitli internet sitelerine verdikleri ilanlar aracılığıyla şikâyetçi ve katılanlarla irtibata geçtikleri, bu kişilere hibe ve teşvik çıkarılacağı, bu konuda adlarına başvuruların yapılacağını belirterek yapılacak masraf adı altında farklı miktarlarda para talep ettikleri ve aldıkları, ancak karşılığında herhangi bir hizmet vermeyip bu şekilde haksız maddi menfaat sağladıkları, Turgut'un ilk olarak kendi adına ... Danışmanlık isimli firmayı kurduğu, bu firma üzerinden gerçekleştirdiği eylemler sonrasında firmanın kısa zamanda deşifre olması üzerine, bu kez evvelce tanıdığı, aralarında fikir ve irade birliği bulunan diğer sanık ... üzerinden kurdurduğu Asilorg Danışmanlık firması üzerinden benzer şekilde dolandırıcılık eylemleri gerçekleştirerek maddi menfaat temin ettikleri, böylece atılı suçları işlediklerinden cezalandırılmalarına karar verilmiştir.

2.Sanıkların üzerlerine atılı suçlamaları kabul etmedikleri belirlenmiştir.

3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, sözleşme örnekleri, kurumların cevabi yazıları, şikâyetçi, katılan ve tanık beyanları, sanıkların nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Sanık ... ve müdafiinin yüzüne tefhim edilen karara karşı, sanık müdafii tarafından bir haftalık kanunî süre geçtikten sonra 16.05.2016 tarihinde temyiz isteğinde bulunulduğu ve bu nedenle temyiz isteğinin süresinden sonra olduğu, hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesinin birinci fıkrası gereği re’sen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz isteğinin reddine karar vermek gerekmiştir.

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden
Sanığın soruşturma aşamasında sunduğu 29.05.2015 ve 22.06.2015 tarihli itiraz dilekçeleri kronik şizofreni hastası olduğunu ve bu konuda raporlarının bulunduğunu beyan ettiği hâlde bu husus araştırılmadığı gibi hükümlerin temyizinden sonra sanık tarafından dosyaya sunulan 13.05.2020 tarihli dilekçe ekinde yer alan, Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin 11.02.2016 tarih ve 1671 sayılı Engelli Sağlık Kurulu Raporunda, sanığa "tedavi ile çalışma olanağı veren şizofreni" teşhisi konulduğunun anlaşılması karşısında; sanığın atılı suçlar bakımından suç tarihleri itibarıyla 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamadığı veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin azalmış veya önemli derecede azalmış olup olmadığının sağlık kurulu raporu ile saptandıktan sonra sonucuna göre hukuki durumun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile hükümler kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) kısmında açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz isteğinin, 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,

B. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İsteği Yönünden

Gerekçe bölümünün (B) kısmında açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.