Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Aşamalardaki savunmalarında, halası olan müştekinin evine, daha önce evin taşınmasına yardım etmesinden dolayı kendisinde bulunan anahtarla kapıyı açıp girdiğini ve bir müddet bu evde kaldığını ifade eden ancak aynı evde birlikte yaşadıklarına dair bir beyanı olmayan sanık, temyiz dilekçesinde müşteki ile aynı evde oturduklarını ileri sürmüşse de; müştekinin aşamalardaki ifadelerinde, sanığın, kendisinin ilçe dışında olduğu dönemde evine bilgisi ve rızası dışında girdiğini, evinin kapısının kırılarak evine girildiğini, sanığa anahtar vermediğini beyan etmesi ve 12.09.2013 tarihli duruşmada sanığın kapıyı kırıp eve girdiğini, kendisinde anahtar bulunmadığını ifade etmesi, ayrıca kapıya zarar verilerek eve girildiğinin olay yeri inceleme raporu ile de doğrulanması karşısında, mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden, sanığın halası olan müşteki ile aynı evde oturup oturmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 167/2. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye katılınmamış, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hakimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin isteme aykırı olarak ONANMASINA, 27/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.