Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:

Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre ve sanık hakkında aynı olay nedeniyle cinsel taciz suçundan mahkûmiyet kararı verildiği anlaşılmakla, mağdurlardan ...’ye yönelik uzlaşma kapsamına girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması nedeniyle CMK’nın 253/3. maddesi uyarınca sanığa yükletilen kişilerin huzur ve sükûnunu bozma ve tehdit suçları yönünden uzlaşma hükümlerinin uygulanamayacağı belirlenerek yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1) Yerel Mahkemece kabul edilen oluşa göre; sanığın kısa aralıklarla, birden fazla kez telefonla aramak ve mesaj göndermek suretiyle katılanlar ..., ..., ...’ye yönelik kişilerin huzur ve sükûnunu bozma suçunu işlediği kabul edilmekle, suçun niteliği gereği eylemlerin tek suç olacağı ve sanığın katılanlara yönelik hareketlerinin kısa zaman aralıklarında, aynı suç işleme kararıyla, birbirini takip eden söz ve davranışlarla gerçekleşmesi nazara alındığında, hukuken bir bütün halinde tek bir kişilerin huzur ve sükûnunu bozma fiilini oluşturduğu anlaşıldığından, buna bağlı olarak da tek fiille birden çok katılana karşı kişilerin huzur ve sükûnunu suçunu işleyen sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43/2. maddesinde düzenlenmiş bulunan aynı nev’iden fikri içtima hükümleri uyarınca tek ceza verilip, bu cezanın aynı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca katılan sayısı da dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak arttırılması gerektiğinin düşünülmeyerek, yerinde görülmeyen gerekçeyle sanığın ayrı ayrı mahkûmiyetine karar verilmesi,
2) 17/10/2019 gün ve 7188 sayılı Kanunun 24. maddesiyle değişik CMK'nın 251. maddesinde Basit Yargılama Usulü düzenlenmiş olup, bu düzenlemenin uygulanmasıyla ilgili olarak, CMK'ya 7188 sayılı Kanunla eklenen geçici 5. maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, Anayasa Mahkemesinin 14/01/2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı kararıyla "basit yargılama usulü" yönünden Anayasa'nın 38. maddesine aykırı görülerek iptaline karar verilmesi karşısında, temyiz incelemesi yapılan ve CMK'nın 251/1. maddesi kapsamına giren suçlar yönünden; Anayasa'nın 38. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 7 ve CMK'nın 251 vd. maddeleri gereğince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafisi ile katılanlar ..., ... ve ... vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi gereğince yürürlükte olan 1412 sayılı CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 19/01/2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.