SUÇLAR: Özel belgede sahtecilik, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/387 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 1.240,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejimi, infaz sonrasında denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanık temyiz dilekçelerinde özetle; katılanın mal zararını tamamen ödediği, taksidini ödediği, mahkeme boyunca geri kalan hesabı kapattığı, cezasından yarı indirim gerektiği, zarar gözetilmeksizin verilen cezanın fazla olduğu, bir kere alışveriş olduğundan zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağını savunmuştur.
2. Sanık müdafii temyizinde özetle; sanığın yakalaması olduğu için kendi kimlik bilgilerini veremediği, ilk 2 taksidi ödediği, sonraki taksitleri ödememe düşüncesinin olmadığı, suç kastı bulunmadığı, işlerinin bozulduğu, akabinde tutuklandığı, Irak’ta çalıştığı yerden parası gelince ödeyeceği, sanığın eyleminin nitelikli dolandırıcılık maddesi kapsamına girmediği, dolandırıcılık olduğu düşünülüyorsa basit dolandırıcılık olacağı, zararın karşılanması için 15 Haziran 2016 tarihine kadar istenen sürenin verilmediği, 7 Haziran 2016 tarihinde ise sanığın parayı temin edemediği gerekçeleri ile ve dikkate alınacak diğer nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir.
1. Sanığın katılan ... adına düzenlenmiş, ele geçirilemeyen sahte nüfus cüzdanını katılan ...'ya göstererek iki farklı zamanda mobilya alarak Bedirhan adına senetler düzenlediği, borcundan dolayı toplam 800 TL ödediği ancak bakiyesini ödemediği iddia ve kabul edilmiş, mahkemenin gerekçeli kararında ayrıca; her iki bonoda da zorunlu unsur olan lehtar kısmının boş olması nedeni ile özel belge niteliğinde oldukları belirtilmiştir.
2. Sanık özetle; çalıştığı yerden katılan ...'ın nüfus cüzdanının fotokopisini bulduğunu, yakalaması olup polisten kaçtığı için katılan ...'ya kendisini Bedirhan olarak tanıtıp, senedi düzenlemesi için nüfus cüzdanını vererek Bedirhan adına senet düzenlenmek sureti ile katılan ...'dan mobilya aldığını, mobilya parasını ödememe niyetinde olmadığını, hatta, peşinatı ve taksiti ödediğini savunmuştur.
3. Katılanlar iddianame yönünde beyanda bulunmuştur.
4. Mahkemece, yukarıda açıklandığı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Ancak; ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/7 Esas, 2009/225 Karar ilamı ile aldığı 3 yıl hapis cezası tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Polatlı Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 2012/395 esas ve 2013/731 karar sayılı ilamı ile almış olduğu 10 ay hapis cezasına ilişkin hükmünün esas alınması nedeni ile karar hukuka aykırı olup söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
Gerekçe bölümünde (2) numaralı bentte açıklanan nedenle Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/387 Esas, 2016/237 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği sanık hakkındaki hüküm fıkralarının tekerrüre esas kısımlarından "Polatlı Asliye Ceza Mahkemesi‘nin 2012/395 esas ve 2013/731 karar sayılı ilamı ile almış olduğu 10 ay hapis cezasının" ibareleri çıkartılarak yerlerine "İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2008/7 Esas, 2009/225 Karar ilamı ile aldığı 3 yıl hapis cezası" şeklindeki ibarenin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince sanık hakkında koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.