Mahkumiyet

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. 1. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.09.2014 tarihli kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

2. Sanığın temyize üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 12.02.2020 tarihli kararı ile yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmiş olması nedeniyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

3. İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2020/227 Esas, 2020/536 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

B- Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 02.06.2021 tarihli, 2021/18523 sayılı ve bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

Sanığın temyiz istemi; delil değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek ve yetersiz gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ve takdiri indirim uygulanmadan, zincirleme suç hükümleri uygulanarak verilen mahkumiyet hükmünün bozulması talebine ilişkindir.

Sanığın katılana ait çek koçanından, katılanın bilgi ve rızası dışında boş olarak aldığı suça konu çeki doldurup kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilen kamu davasında, sanık suçlamaları kabul etmemiş, çekin kendisine katılan tarafından imzalanarak verildiğini, çek bedeli ödenemeyince katılanın şikayetçi olduğunu savunmuş, mahkemesince alınan bilirkişi raporunda keşideci imzasının katılana ait olmadığı, sahte olarak atılmış olduğu, tanzim yazılarının sanık eli ürünü olduğu kanaati bildirilmiş, mahkemesince temyize konu mahkumiyet kararı verilmiştir.

1. Mahkemesince sanığın suç tarihine yakın samimi imzaları ilgili kurumlardan celp edilerek bilirkişi incelemesi yapıldığı, mukayeseye dayanak belgelerin yeterli olduğu ve bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik verilere dayanarak hazırlanmış olduğu anlaşılmakla tebliğnamedeki bu hususta bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 17. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.12.2020 tarihli ve 2020/227 Esas, 2020/536 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.