Dava dilekçesinde 4.350,00 TL alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali takibin devamı %40 icra inkar tazminatının faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalının 15.02.2008 tarihli kira sözleşmesi ile aylık 725,00 TL’den kiracı olup, Mart-Ağustos 2009 arası altı aylık kira parasını ödemediği gibi tahsili için yapılan ilamsız icra takibine haksız itiraz ettiği ileri sürülerek 4350,00 TL kira parasının tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
Davalı vekili, davayı kabul etmediklerini, davacıya eksik ödenen kira bedelinin bulunmadığını, davalının kiralananda davacının da onayı ile birtakım tadilatlar yaptığını, aralarındaki anlaşmaya göre Mart, Nisan, Mayıs ve Ağustos ayı kira bedellerinin dış cephe tadilatı nedeniyle yapan şirkete ödendiğini yine, Haziran ve Temmuz ayı kira bedellerinin de elden eşine ödendiğini, zorunlu ve yararlı masraflar olduğunu, belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davalıların dava konusu taşınmaza yaptırmış oldukları dış cephe kaplamasının faydalı imalat olduğu ve yapılan ödeme ilişkin davacı tarafından bir itiraz olmadığı gerekçesi ile iki aylık kira bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm, süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Somut olayda, davalı yaptığı ödemenin kiradan mahsup edilmesi konusunda davacı ile anlaştıklarını savunduğuna göre bu savunmasını kanıtlaması gerekir. Taraflar arasında yapılan kira sözleşmesinin “Hususi Şartlar” 9. maddesinde; “Kiralanan şey kullanıma hazır haldedir. Tahliye sırasında da aynı şekilde eksiksiz ve hasarsız olarak kiraya verene teslim edilecektir. Kiracı kiralananda kiraya verenin yazılı muvaffakatı olmaksızın hiçbir onarım ve tadilat yapamaz. Buna rağmen bir takım tadilatlar yaparsa, sözleşmeye aykırılık oluşturacak bu hareketinden dolayı doğmuş borç ve sorumlulukları baki kalmak kaydıyla; bu yolda yaptığı harcamalar için kira bedelinden hiçbir kesinti yapamayacak, kiraya verenden hiçbir bedel talep edemeyecektir…” hükmüne yer verilmiştir. Somut olayda ise davalı davacı ile tadilat konusunda anlaşma yapıldığını sözleşmenin bu hükmüne rağmen ispatlayamamıştır.
O halde mahkemece, yukarıda açıklanan nedenlerle davalı savunması ispatlanamadığı halde tadilat masrafları mahsup edilerek bakiye alacağın tahsiline karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.