İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak atılı suçtan mahkumiyet

Sanık hakkında zimmet suçundan kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu, temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1.Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.02.2017 tarihli ve 2016/500 Esas, 2017/36 sayılı Kararı ile; sanığın zimmet suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi gereği beraatine karar verilmiştir.

2.Katılanlar vekilleri ile O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan yargılama neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 08.12.2017 tarihli ve 2017/1517 Esas, 2017/2561 sayılı Kararı ile ilk derece mahkemesince kurulan hükmün kaldırılarak sanığın zimmet suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 247/1,249,248/2 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hakkında aynı Kanun'un 53. maddesi uyarınca hak yoksunluğu uygulanmasına hükmedilmiştir.

1-Katılan Hazine vekilinin Temyiz Sebepleri
Katılan vekili, sanığın zincirleme zimmet suçundan cezalandırılması gerektiğini ayrıca yargılama sürecine katılan ve avukatla temsil edilip duruşmalara iştirak eden Hazine lehine vekalet ücreti tesis edilmesi gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

2-Sanık Müdafiinin Temyiz Sebepleri
Sanık müdafii, sanığın suç tarihinde cezaevinde olduğunu, o tarihlerde ziyaretçisi olmadığı için ödeme yapamadığını, bu nedenle de sanığın suç kastından söz edilemeyeceğini, ilk derece mahkemesinin takdir ettiği beraat kararını kaldıran İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin kararının bozulması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın suça konu zimmet miktarını cebri icra yoluyla ödediği, gönüllü ödemede bulunmadığı, buna bağlı olarak da yasal şartları oluşmadığı halde hakkında 5237 sayılı Kanun’un 248. maddesindeki etkin pişmanlık hükmünün uygulanması,
Yüklenen suçu bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda birden fazla kez işlediği anlaşılan sanık hakkında zincirleme suç hükümlerini içeren 5237 sayılı Kanun’un 43/1. maddesinin uygulanmaması,
Yüklenen suçu 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanık hakkında aynı Kanun ve maddenin beşinci fıkrası gereğince yasaklama kararına hükmedilmemesi,
Sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurulmasına rağmen kamu davasında kendisini vekille temsil ettiren katılan Hazine lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan Hazine vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.