Mahkûmiyet

Sanığın temyiz talebinin 20.06.2016 tarihli dilekçesinin içeriği gözetildiğinde resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükümle sınırlı olduğu tespit edilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Temyizin kapsamına göre; Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2016 tarihli ve 2015/429 Esas, 2016/224 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun ( 5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl 13 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve ikinci kez tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanığın temyiz isteği; suça konu sahte nüfus cüzdanıyla İzmir ilinden kredi çekmesi nedeniyle de hakkında sahtecilik suçundan hüküm kurulduğuna ve tek bir sahtecilik suçundan cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.

1. Sanığın, mahalle muhtarlığından almış olduğu üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan ancak ağabeyi ...'nın kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanı talep belgesi ile Yeşilyurt İlçe Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek üzerinde kendisinde ait fotoğraf bulunan ancak katılan ...'nın kimlik bilgilerini ihtiva eden nüfus cüzdanı aldığı, 31.10.2014 tarihinde ise katılan ...'e ait iş yerinden, aslı ele geçirilemeyen bu nüfus cüzdanını ibraz ederek cep telefonu hattı ve bu hat üzerine Iphone 6 marka cep telefonu aldığı, GSM abonelik sözleşmelerine, katılan ...'nın bilgisi ve rızası olmaksızın katılan yerine imza attığı, sonrasında ise konuşma bedeli ve bu bedelin içinde bulunan cihaz ücretini ödemediği iddia olunmuştur.

2. Mahkemece, sanığın ikrar içeren savunması, katılanların beyanları ve tüm dosya itibarıyla sanığın eylemlerinin nitelikli dolandırıcılık ve zincirleme resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

1. Sanığın, 04.05.2016 tarihli celsede duruşmalardan bağışık tutulmayı talep ettiği anlaşıldığından, tebliğnamedeki savunma hakkının kısıtlanması nedeniyle bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

2. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihi ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Kanun ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “ belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uyarınca, "bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek; açıklanan ilkeler doğrultusunda, sanık hakkında UYAP sisteminde yapılan araştırmada, sanığın 06.11.2014 tarihinde suça konu sahte nüfus cüzdanıyla Asya Katılım Bankasından kredi kartı üyelik sözleşmesi, 14.11.2014 tarihinde ise aynı sahte nüfus cüzdanı ile Odeo Banktan kredi sözleşmesi imzalaması şeklindeki eylemleri nedeniyle İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.12.2016 tarihli ve 2015/274 Esas, 2016/207 Karar sayılı kararıyla zincirleme özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; UYAP üzerinden ve sair surette varsa benzer davalar da araştırılarak; sanığın eylemlerinin, her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun tespiti bakımından, mümkünse mevcut dava ile birleştirilmeleri, aksi halde dosyalar getirtilerek özetlerinin duruşma tutanağına geçirilip, bu davayı ilgilendiren onaylı örneklerinin intikal ettirilmesi, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma sonucu karar verilmesi,

3. Kabule göre de;

a.Sanığın, olay ve olgular bölümünün birinci paragrafında anlatılan eylemlerinin; 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme resmi belgede sahtecilik suçu ile suç tarihinden önce 10.11.2008 tarihli ve 27050 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5809 sayılı Kanun'un 63 üncü maddesinin onuncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin ikinci fıkrasındaki "İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez" ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri karşısında; özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Kanun'un 56 ncı maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğu, bu bağlamda sanığın eylemlerinin bağımsız suçları oluşturduğu gözetilerek ayrı ayrı değerlendirme yapılıp hükümler kurulması gerekirken, sanığın özel hüküm niteliğinde bulunan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçuna temas eden sahte nüfus cüzdanına istinaden abonelik sözleşmesi imzalamak suretiyle GSM hattı çıkartmasından ibaret eyleminin özel belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabul edilerek zincirleme resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması,

b.Tekerrüre esas alınan Antalya 14. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/388 Esas, 2010/599 Karar sayılı kararında sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmadığı gözetilmeden, sanığın ikinci kez mükerrir olduğuna karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya 5. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2016 tarihli ve 2015/429 Esas, 2016/224 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.