Asıl ve birleşen davanın kabulüne

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

Dava konusu, İstanbul ili Adalar ilçesi ... Mahallesinde bulunan 166 ada 8 parsel sayılı 286 m2 yüzölçümündeki taşınmaz arsa vasfıyla davalı ... ve davalı ... adına kayıtlıdır.

Asıl davada davacı vekili; 1988 yılında 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından Adalar ilçesinde 3302 Sayılı 31.8.1956 tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (3302 Sayılı Kanun)
2/B madde çalışmaları ve orman tahdit aplikasyonları yapıldığını, bu çalışmaların 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleştiğini, ancak söz konusu komisyon çalışmaları sırasında 8 adet parselde dağıtılmış vaziyette bulunan 30 kesinleşmiş müsadere kararının varlığına rağmen bu yerlerin yönetmelik hükümlerine aykırı olarak hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını, bu hususun Orman Genel Müdürlüğüne bağlı müfettişler tarafından tespit edildiğini, yasaya aykırı olarak yapılan çalışmalar nedeniyle komisyon üyeleri hakkında kovuşturma izni talebinin zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini, bunun üzerine İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/61 Esas, 1996/242 Karar sayılı kararı ile komisyon üyelerinin tazminata mahkum edildiklerini, bu kararın 30.04.1997 tarihinde onanarak kesinleştiğini, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesine bu konuda açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine kararın temyiz edildiğini ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2004/7780-9015 Esas-Karar sayılı ilamı ile orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemler hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa bu işlemler yok hükmünde sayılacağından yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın işlemin iptali için her zaman dava açılabileceğinin belirtildiğini beyanla, Kınalıada 166 ada 8 parsel sayılı taşınmazla ilgili olarak 56 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman dışına çıkarma işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Birleşen 2014/145 Esas sayılı dosyada davacı vekili; Adalar ilçesi 56 nolu Orman Kadastro Komisyonunun çalışmalarının 19.04.1989 tarihinde kesinleştiğini, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3302 sayılı Kanun'a dayalı yapılan 2/B uygulamaları ve ilgili çalışmaların bu konundaki yönetmeliğin 17/1 inci madde hükümlerine aykırı olduğunu, bu hususun Orman Genel Müdürlüğüne bağlı müfettişler tarafından tespit edildiğini, yasaya aykırı olarak yapılan çalışmalar nedeniyle komisyon üyeleri hakkında kovuşturma izni talebinin zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini, bunun üzerine İstanbul 10. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 1995/61 Esas, 1996/242 Karar sayılı karar ile komisyon üyelerinin tazminata mahkum edildiklerini, bu kararın 30.04.1997 tarihinde onanarak kesinleştiğini, bu nedenle komisyon çalışmalarının yok hükmünde olduğunu, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesine ait 1998/1529-248 Esas-Karar sayılı ilamın da emsal teşkil ettiğini, Adalar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/109 Esas sayılı dosyasında açılan komisyon kararının iptali ve müdahalenin men'i davasında davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi üzerine kararın temyiz edildiğini ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2004/7780-9015 Esas-Karar sayılı ilamı ile orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemler hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa bu işlemler yok hükmünde sayılacağından yönetim tarafından herhangi bir süreye bağlı kalmaksızın işlemin iptali için her zaman dava açılabileceğinin belirtildiğini, Kınalıada 166 ada 8 parsel sayılı taşınmazın, 3302 sayılı Kanun'a göre yapılan orman dışına çıkarma işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespiti, taşınmazın orman vasfı ile hazine adına tescili gerektiğini beyanla, taşınmazla ilgili olarak 56 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman dışına çıkarma işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespitine, davalılar adına olan tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline, dosyanın 2013/123 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verilmesini istemiştir.

Davalı Hazine vekili; taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda 14.12.2011 tarihli ve 2011/194 Esas, 2011/410 Karar sayılı kararla; kayıt maliki ... 'nın incelenen nüfus kaydına göre 09.02.1994 tarihinde, kayıt maliki davalı ...'un incelenen nüfus kaydına göre 27.09.1970 tarihinde vefat ettiği, davanın açıldığı tarihin ise 08.02.2011 tarihi olduğu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere ve 04.05.1978 tarihli ve 4/5 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı ve ölen kişinin mirasçılarına tebligat yapılarak davaya devam edilemeyeceği anlaşıldığından, davanın dava şartı bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.11.2012 tarihli ve 2012/5791 Esas,, 2012/13086 Karar sayılı ilamıyla; ".... Davacı ... İdaresi tarafından, 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan 2/B uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespiti ile kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescili istemiyle Hazine ile tapu maliki aleyhine dava açılmış, mahkemece taşınmazın tapu kayıt malikinin dava tarihinden önce öldüğü gerekçesiyle davanın husumet yönünden reddine karar verilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil isteminin yanında 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan 2/B uygulamasının yok hükmünde olduğunun tespiti istemiyle de açıldığına göre, davanın bu bölümü hem davalı Hazineyi hem de tapu malikini ilgilendirmekte, dolayısıyla tapu maliki ile Hazine arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmaktadır. Mecburî dava arkadaşları tarafından ya da onlar aleyhine açılan davalar tektir, ayrılamaz. Dolayısıyla davanın tüm davalılar huzuruyla görülmesi gerekir. Ayrıca, sonradan yürürlüğe giren HMK'nun 124 üncü maddesinde "tarafta iradî değişiklik" konusunun düzenlendiği gözetilerek davacı ... Yönetimine, tapu maliki mirasçılarını davaya dahil etmesi için önel verilmesi ve davanın esasının incelenmesi, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, "asıl davanın ve birleşen davanın kabulü ile dava konusu İstanbul ili Adalar ilçesi Kınalıada Mahallesi 166 ada 8 parselde kayıtlı taşınmaz hakkında 19.04.1989 tarihinde ilan edilerek kesinleşen ve 56 Nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan 2/B uygulamalarının ve orman sınırlarına çıkarma işleminin yok hükmünde olduğunun tespitine, dava konusu İstanbul ili Adalar ilçesi Kınalıada mahallesi 166 ada 8 parselde kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı Hazine vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde: İlk Derece Mahkemesince, gerekçeli kararın gerekçe kısmında niteliği orman olan taşınmazlardaki her türlü sınırlandırılmaların geçersiz olduğu, taşınmazın tapu kaydında bulunan şerhlerinin terkinine de karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ise de taşınmazın tapu kaydında bulunan şerhlerinin terkinine yönelik hüküm kurulmaması hatalı olup, bozmayı gerektirir.

Ne var ki; bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda (1) nolu açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bent gereğince davacı vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin sonuna "Dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar ve şerhler hanesinde taşınmaz üzerine Zemin-i Şehzade ... Vakfı (Z.Ş.M.V.) lehine konulan şerhin kaldırılmasına," cümlesinin yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu şekli ONANMASINA,

3402 sayılı Kanun'un 36/A maddesi gereğince harç alınmasına mahal olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.