..... ile Hazine aralarındaki tapu iptali ve tescil davasının kısmen kabulüne ve açılmamış sayılmasına dair Darende Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 30.03.2012 gün ve 46/322 ... hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davalı Hazine temsilcisi tarafından süresinde istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Davacı vekili; kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuksal nedenine dayanarak 30-40 yıldır vekil edeninin zilyetliğinde bulunan taşınmazların kadastro çalışmaları sonucunda 265 ada 28 ve 29 parseller olarak davalı Hazine adına tespit ve tapuya tescil edildiğini açıklayarak davalı üzerindeki tapu kayıtlarının iptaliyle vekil edeni adına tapuya kayıt ve tesciline; 30.03.2012 tarihli yargılama oturumunda ise 265 ada 28 parsel hakkında açılan davayı atiye bırakarak 265 ada 29 parselin tapu kaydının iptali ile muris ... mirasçıları adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı Hazine temsilcisi, nizalı taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle kazanılamayacağını bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 265 ada 29 parselin tapu kaydının iptali ile, ... mirasçıları adına elbirliği mülkiyeti halinde tapuya kayıt ve tesciline; 265 ada 28 parsel hakkındaki davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Hükmün kabule ilişkin bölümü davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamından; dava konusu 265 ada 29 parsel 13.11.1998 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları sırasında belgesizden devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup, kimse tarafından tasarruf edilmediği, hiçbir kamu kurumuna tahsis edilmediği, ancak kullanıldığı takdirde ekonomik yarar sağlanabileceğinden ham toprak vasfı ve 13,916.00 m2 yüzölçümü ile Hazine adına tespit edilmiş, tutanak itiraz edilmeksizin 08.10.1999 tarihinde kesinleşerek tapu kaydı oluşmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğini belirlemekten uzak olduğu gibi hüküm vermeye de yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yöntemi hava
fotoğraflarıdır. Bu hava fotoğraflarının kadastrodan önceki yıllara ait en az iki ayrı zamana ilişkin olması gerekir. Bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için kadastro tespit tarihi olan 1998 yılına göre 20 – 30 yıl öncesine ait (1968–1978 yılları arası) stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olması ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesi gerektiği uzman öğretim üyelerinin yayınlarındaki görüşleri olup, bu görüş Dairenin kararlılık kazanmış içtihatlarıyla da benimsenmiştir. Ayrıca, stereoskopik çift hava fotoğrafı, bir stereoskop altında incelenirse arazinin üç boyutlu görülmesi, taşınmazın sınırlarının belirlenebilmesi ve bu amaçla ekilemeyen bakir alanların net bir biçimde tespitinin yapılabilmesi olanaklıdır.
Mahkemece yapılacak iş; ziraat mühendisi, kadastro fen elemanı, jeodezi ve fotogrametri mühendisinden oluşacak üç kişilik uzman bilirkişi kurulu marifetiyle kadastro tespitinin yapıldığı 13.11.1998 tarihine göre 20-30 yıl öncesine ait (1968–1978 yılları arası) ve iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının merciinden getirtilip stereoskop aletiyle yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda inceleme yaptırılarak taşınmazın tespit tarihinden geriye doğru 20 yıl önce zilyet edilip edilmediğinin, niteliğinin ve kullanım süresinin, ne zaman kullanılmaya başlandığının belirlenmesine çalışmak olmalıdır. Tanık ve bilirkişi sözleri bilimsel esaslara göre hazırlanan bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmaz üzerinde tarımsal amaçlı zilyetlik başlangıç tarihi belirlenerek, bundan sonra kazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinilmesinin mümkün olup olmadığının araştırılması ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve incelemeye dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle usul ve kanuna aykırı olan eksik incelemeye dayalı hükmün kabule ilişkin bölümünün 6100 ... HMK.nun Geçici 3. maddesi yollamasıyla HUMK.nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, HUMK.nun 388/4. (HMK m.297/ç) ve HUMK.nun 440/I maddeleri gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine 17.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.