Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2016 tarihli ve 2015/402 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) ve (son) bentleri, 43,62,52,58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 4 yıl 2 ay hapis ve 16.600,00 TL hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık hükmü temyiz ettiğine dair dilekçe vermiştir.
Sanıığın, bir internet sitesine satılık araç ilanı verdiği, bu ilanı gören müştekinin irtibat numarasını aradığı ve pazarlık sonucu aracın satışı konusunda anlaştıkları, müştekinin, sanığın kapora istemesi üzerine 21.12.2014 tarihinde cebe havale yöntemi ile verdiği telefon numaralarına 190,00 TL ve 290,00 TL gönderdiği, aracı almak için 22.12.2014 tarihinde yola çıktığında sanığın tekrar müştekiyi arayarak acil paraya ihtiyacı olduğunu söyleyerek kendi adına olan hesaba 7.000,00 TL yatırmasını sağladığı ve daha sonra sanığa ulaşamadığı olayla ilgili olarak açılan kamu davasında; sanık suçlamaları kabul etmiş, sanık savunması, müşteki beyanı, kamera görüntüleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alındığında sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1.Sanık hakkında tekerrüre esas alınan ilamına konu dolandırıcılık suçunun uzlaşma kapsamında bulunması karşısında, öncelikle tekerrüre esas alınan ilam sebebi ile uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.01.2016 tarihli ve 2015/402 Esas, 2016/21 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.