Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul 41. Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.02.2013 tarihli ve 2011232 Esas, 2013/66 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasında dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat ve özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 208 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2.Sanığın özel belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 27.04.2016 tarihli ve 2014/21617 Esas, 2016/3726 Karar sayılı kararı ile; "İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 26.10.2011 tarihli iddianamesinde; sanıkların satışını yaptıkları evin bedeli olan 2.800.000 USD'nin tamamını aldıkları halde, 366.000 USD'yi tekrar tahsil etmek için icra takibi başlattıklarının anlatılması karşısında, tavsifi yapılan eyleminin "kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık" suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme yetkisinin üst dereceli ağır ceza mahkemesine ait olduğu, görevsizlik kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yargılamaya devamla ve ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 gün, 50/105,01.06.1999 gün, 137/146,10.10.2000 gün, 175/193,23.10.2001 gün, 226/227 ve 30.05.2006 gün 173/145 sayılı kararlarında ve benzer nitelikteki içtihatlarında açıklandığı üzere; 5271 sayılı CMK’nun 225. (1412 sayılı CMUK’nun 257 ve 150) maddesi uyarınca hükmün konusu, duruşmanın neticesine göre iddianamede gösterilen fiilden ibaret olup, bir olayın açıklanması sırasında başka bir fiilden bahsedilmesi o konuda da dava açıldığı anlamına gelmeyeceği, dava konusu olayda dolandırıcılık suçunu işlediklerinden bahisle kamu davası açıldığı, özel belgeyi gizlemek suçundan açılmış bir dava bulunmadığı gözetilmeden iddianame kapsamı dışına çıkılarak yazılı şekilde hüküm kurulması" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
3.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararı ile sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, sanığın temyiz dışı sanık ... ile atılı suçu işlediğinden cezalandırılması yerine delillerin takdirinde hataya düşülerek verilen beraat kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
1. Sanık ...'nun, babası olan temyiz dışı sanık ... ile adlarına müşterek hisseyle kayıtlı dubleks gayrimenkulü satışa çıkardıkları, emlakçı tanık Ö.Ü. aracılığıyla katılan ...'ın taşınmaza müşteri olduğu, yapılan görüşmeler sonucu taşınmazın 2.800.000 USD karşılığı satışına karar verildiği, katılan ...'ın yurt dışında olması sebebiyle bu işlemlerle babası olan katılan ...'a vekalet verdiği ve ayrıca temyiz dışı sanık ...'in katılan ...'in avukatı olarak bu işle ilgilendiği, tanık Ö.Ü.'nün taşınmazın satış işlemlerini gerçekleştirmek üzere temyiz dışı sanık ...'ı görevlendirdiği, taşınmazın üzerindeki 2.400.000 USD haczin kaldırılarak taşınmazın devri konusunda taraflarca mutabakata varıldığı ve 30.12.2010 günü katılan ...'in gönderdiği çeklerle taşınmazın üzerindeki 2.400.000 USD borcun ödenerek hacizlerin kaldırıldığı, aynı gün taşınmazın devri için Tapu Sicil Müdürlüğüne gidildiğinde taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi olduğunun anlaşıldığı, vaktin geç olması sebebiyle aynı gün şerhin kaldırılamadığı, taraflar arasında güven sorunu yaşandığı için taşınmazın satışı konusunda noterde vekaletname düzenlenmesinin kararlaştırıldığı ve noterde taşınmazın satışı konusunda temyiz dışı sanık ...'a vekaletname düzenlendiği, ancak vekaletnamede alıcı olarak katılan ...'in gösterilmesi gerekirken yanlışlıkla alıcı olarak babası ...'ın yer aldığı, taşınmazın geri kalan bedelini katılan ...'in avukatı olan temyiz dışı sanık sanık ...'in sanıklara ödediği ve ödeme yapıldığına dair sanıklar ... ve ...'nun imzaladıkları 366.000 USD'yi katılan ...'dan aldıklarının belirtildiği adi belgenin noterdeyken düzenlendiği, sanıklar Jac ve ...'in bu belgenin bir fotokopisinin kendilerine verilmesini istediklerinden temyiz dışı sanık ...'nin belgenin fotokopisini çekmek üzere belgeyi temyiz dışı sanık ...'a verdiği, ...'un belgenin fotokopisini çekmek için Noter binasından çıkarken sanıklar ... ve ...'in sanık ...'tan kendilerinin fotokopi çekeceklerini söyleyerek belgeyi aldıkları ve gittikleri, geldiklerinde ise belge aslını kendilerine alıkoyup fotokopisini ...'a verdikleri, ...'un da bu belgeyi ...'ye teslim ettiği, ...'nin verilen belgenin fotokopi olduğunu fark etmediği, vekaletnamede alıcı olarak katılan ...'in gösterilmesi gerekirken yanlışlıkla babası ...'ın yer aldığının anlaşılması üzerine vekaletnamenin sanık ...'a teslim edildiği, bir gün sonra 31.12.2010 tarihinde tapuda satışın gerçekleştiği, ancak sanık ...'ın kalan bedeli alamadıklarını bildirerek katılanlar aleyhine 366.000 USD tekrar tahsil etmek için 01.02.2011 icra takibi başlattığı, bu suretle sanık hakkında dolandırıcılık suçundan kamu davası açılmıştır.
2.Sanık ..., satışla ilgili öncesinde babasının görüşmeler yaptığını, sadece tapu ve noter aşamasında bulunduğunu, o süreçte ise kalan parayı almadıklarını beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3.Temyiz dışı sanık ..., kalan para noter veya tapuda ödenmediğinden icra takibi başlattıklarını beyanla suçlamayı kabul etmemiş, kolluk beyanında beyan başlığı adı altında belge düzenlediklerini, ancak vekaletnameyi azledeceği düşüncesiyle bu belgeyi geri aldıklarını, katılan ...'ın sunduğu 30.12.2010 tarihli belgeyi kendilerinin imzalamadığını, bu belgeye kendi imzalarının monte edildiğini, fotokopisini verip aslını kendisinde tutmadığını, savcılık beyanında belge hazırlandığını, ancak imzalamadıklarını, mahkemeye delil olarak sunulan belgedeki imzaların kendilerine ait olmadığını, mahkemedeki 27.03.2012 tarihli sorgusunda belge düzenlendiğini, ancak imzalamadıklarını, delil olarak sunulan 30.12.2010 tarihli belgedeki imzaların kendilerine ait olduğunu, ancak imzanın nasıl aktarıldığını bilmediğini, belge aslının ortada olmadığını, mahkemedeki 13.12.2017 tarihli sorgusunda ise, belgenin noterde taslak şekilde hazırlandığını, paranın teslim edildiğini, miktar büyük olduğundan banyo gibi bir yere gidip saydığını, çıktığında ... satış vekaletini almaktan vazgeçtiklerini söylediğinden vekaleti kendisine verip parayı da aldıkları şeklinde aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu görülmüştür.
4.Katılan ..., babasına vekalet verdiğini, tüm parayı gönderdiğini, katılan ... da, taşınmazın bedelinin tamamını ödediklerini beyan etmiştir.
5.Temyiz dışı sanık ...'nun taşınmaz satışı için görevlendirdiği emlakçı olan tanık H.Y.A., tanık Ö.Ü.'nün geri kalan parayı sanık ...'a vermesi üzerine ... ve oğlu sanık ...'in banyo gibi bir bölüme girerek parayı saydıklarını, çıktıktan sonra vekaletnameyi imzaladıklarını, bu süreçte paranın ödendiğine dair belge de hazırlanıp noter katibinin bilgisayarından çıkartıldığını ve sanıkların imzaladığını, daha sonra noterden ayrılıp ertesi gün tapuda devrin gerçekleştiğini beyan etmiştir.
6.Katılanların taşınmaz alımı için görevlendirdiği emlakçı olan tanık Ö.Ü., sanık ... kalan parayı almadan vekaletnameyi imzalamayacağını söylediğinden kalan parayı ...'a zarf içinde verdiğini, sanıkların beraber noterde bulunan bir bölüme geçip parayı saymaları sonrası vekaletname imzaladıklarını, paranın ödenmesine ilişkin belgenin noterdeki bilgisayardan düzenlenip çıktı alınması sonrası sanıkların imzaladıklarını, belgenin bu haliyle sanık ...'ye verildiğini, ...'nin de ...'a fotokopisini çekmesi için verdiğini, ancak sanıklar ... ve ...'in fotokopiye gittiğini, belgenin bir suretinin sanık ..., bir suretinin de sanık ...'de kaldığını, ertesi gün tapuda devrin gerçekleştiğini, olaydan bir müddet sonra sanık ...'ın telefonla araması sonrası görüştüklerinde sanık ...'ın kendisi açısından taşınmazın haksız yere alındığını anlatmaya çalıştığını, taşınmazı satın alan kişiler ile ilgili bir dava açacağını, onun yanında yer alması halinde bir miktar fayda sağlayabileceğini söylediğini, ancak kabul etmediğini beyan etmiştir.
7.Noter katibi olan tanık S.V., vekaletname düzenledikten sonra paranın verildiğini, noterin odasında sayıp saymayacaklarını sorduklarını, noterin odasını kullanamayacaklarını söylediğinden tuvalet olarak kullanılan bölüme geçildiğini, para sayıldıktan sonra düzenlenen vekaletnamenin imzalandığını, yine bu süreçte kendi el yazıları ile bir metin hazırlandığını, bu metni ricalarıyla kendi bilgisayarından çıkarıp verdiğini beyan etmiştir.
8.Temyiz dışı sanık ..., sanıklara parayı verip bir odada saydıktan sonra belgeyi imzaladıklarını, sanık ... belge suretini istediğinden belge aslını sanık ...'a fotokopi çektirmesi için verdiğini, fotokopi çekilip geldikten sonra belgeye bakmadan koyduğunu, daha sonra ise para alınmadığından bahisle icra takibi yapıldığını öğrendiğini, sanık ...'a telefon açarak ellerinde belge olmasından dolayı neden böyle işlem yaptıklarını sorduğunda ...'ın belgeyi istediğini, bu aşamada ellerindeki belgenin fotokopi olduğunu anladıklarını beyan etmiştir.
9.Temyiz dışı sanık ..., sanık ...'ın kalan parayı almadan vekaletname vermeyeceğini söylediğini, noterde bakiye alacak ödendiğinden buna dair düzenlenen belgenin imzalandığını, belgenin fotokopisini çekmek için giderken sanıkların fotokopiyi çektirmek için belge aslını kendisinden aldıklarını, daha sonra gelip metnin bir tanesini verdiklerini beyan etmiştir.
10.İstanbul 9. İcra Müdürlüğünün 2011/2458 E sayılı takip dosyası incelendiğinde, alacaklı ... vekili tarafından borçlular ... ve ... aleyhinde (405.178 USD eksik ödenen bedelin TL karşılığı olarak) 651.526.22 TL'nin fer'ileriyle birlikte tahsili için icra takibi başlatıldığı, takibin "tapu, çekler ve alım satım protokolü"ne müstenit olduğu, borçlular vekilinin borcun tamamına itiraz ettiği, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/152 E sayılı dava dosyası incelendiğinde, icra takibine yapılan itirazın iptaline yönelik sanık ... vekili tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine karar verildiği, kararın kesinleşmediği anlaşılmıştır.
11. Katılan tarafça ibraz edilen "Beyan" başlıklı adi yazılı belge fotokopisi incelendiğinde, "... Mahallesi 147 ada 65 parsel sayılı taşınmazda bulunan 4 nolu gayrimenkulün 2.800.000.00 USD olan bedeline mahsuben 2.434.000.00 USD'nin icra dairelerine ve bankalara yapılmış ödemeler olduğu, dekorasyon ve tadilat bedeli olarak 366.000.00 USD'nin ...'dan nakden ve tamamen alındığı, tapu harçlarının yattığına dair makbuzların verilmesi kaydı ile herhangi bir hak ve alacağın kalmadığı" içeriğinde olan belge altında sanıklar ... ve ...'nun imzalarının bulunduğu görülmüştür. Sanık ...'nun görevsiz Mahkemeye vermiş olduğu 24/08/2012 dilekçesi ekinde yer alan uzmanlık raporunda, bu belge ile ilgili olarak, "fotokopi belgenin gerçekte tanzim edilerek bir belgenin fotokopisi mi yoksa üzerinde montaj yahut ilave yapılmak suretiyle mi oluşturulmuş olduğunun bilimsel olarak kesin bir şekilde tespitinin mümkün olmadığı, temin edilmesi hâlinde belge aslının incelenmesinin sağlıklı ve gerçekçi bir sonuç vereceği" yolunda görüş bildirilmiştir.
12. Mahkemece, borcun kalmadığına ilişkin belgenin alınmasından sonra sanık ...'nun katılanlar aleyhinde herhangi bir takip girişiminde bulunmaması ve özel belgenin yok edilmesi safhasından sonra kastını devam ettirerek temyiz dışı sanık ... 'nun haksız çıkar sağlama eylemine iştirak ettiğine dair sanığın cezalandırılmasına yeterli, şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı kabul edilerek beraat kararı verilmiştir.
1.Temyiz dışı sanık ...'nun aşamalarda çelişkili beyanları, katılanlar ve temyiz dışı sanık ...'nun taşınmaz satışı için görevlendirdiği emlakçı olan tanık H.Y.A., katılanların taşınmaz alımı için görevlendirdiği emlakçı olan tanık Ö.Ü., noter katibi olan tanık S.V., katılanların avukatı olan temyiz dışı sanık ... ve temyiz dışı sanık ... beyanları ile katılan tarafın sanıklara taşınmazın bedelinin tamamını ödedikleri, buna dair noter çalışanlarından ricayla bilgisayardan çıkarttıkları belgeyi sanıkların imzaladıkları, daha sonra fotokopi çektirmek için gidip aslını kendilerine alıp fotokopisini temyiz dışı sanık ...'e verdikleri, sanık ...'nun dosyada mevcut 02.01.2011 tarihli alacağın temliki sözleşmesi ile bu taşınmazın satışından kalan bakiye 405.178 USD alacaklarının kendi hissesine düşen miktarını babası olan sanık ...'ya temlik etmesinden sonra sanık ...'ın 01.02.2011 tarihinde icra takibi yapması birlikte değerlendirildiğinde, katılanlardan alacağı kalmadığını bildiği halde bakiye alacağı almadığına dair alacağın temliki sözleşmesi ile babası olan sanık ...'nun eylemine iştirak ettiği anlaşılan sanık ...'un atılı suçtan cezalandırılması gerekirken temlik sözleşmesi dikkate alınmadan özel belgenin yok edilmesinden sonraki aşamada sanık ...'ın eylemine iştirak ettiğine dair yeterli delil olmadığı gerekçesiyle beraatine hükmedilmesi,
2.Suç tarihinin icra takibine başlandığı 01.02.2011 tarihi olması gerekirken 30.12.2010 olarak hatalı yazılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.