Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı ... vekili, davalılar ... ve ..., davalı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı vekili; davalılara ait binanın ortak mahallindeki yapı bozukluğu yüzünden sızan duman nedeniyle müvekkilinin sigorta şirketi tarafından teminat verilen ....'e ait ev ve eşyaların zarar gördüğünü, müvekkilinin şirkete sigortalı işyerinde yapılan ekspertiz sonucunda 9.994,60 TL hasar tespit edildiğini ve sigortalının hasarının 21.11.2008 tarihinde tazmin edildiğini, belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere rücuen tazminat alacakları olan 9.994,60 TL'nin hasarın tazmin tarihi olan 21.11.2008 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalılar; davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davanın kısmen kabulü ile 6.000,00 TL'nin 21/11/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili, davalılar ... ve ..., davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava 6102 sayılı TTK.nin 1472 (6762 sayılı TTK.nin 1301) maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın haksız fiile sebebiyet veren davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır.
Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.
634 sayılı Kanunun 35/b maddesinde "Ana gayrimenkulün gayesine uygun olarak kullanılması, korunması, bakımı ve onarımı için gereken tedbirlerin alınması" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olayda uyuşmazlık kat mülkiyeti kurulmuş olan ana taşınmazda davalıya ait 5 numaralı bağımsız bölümde başlayan yangının, sigortalı bağımsız bölümde meydana getirdiği hasar nedeniyle sigortalıya ödenen maddi tazminatın davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Kat Mülkiyeti Yasasının Ek 1. maddesinde kat mülkiyetinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlığın değerine bakılmaksızın Sulh Hukuk mahkemesinde çözümleneceği öngörülmüştür. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup resen nazara alınması gerekir. Tüm bu nedenlerle, kat mülkiyetinden kaynaklanan dava konusu uyuşmazlığın Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından görülüp sonuçlandırılması gerekirken Asliye hukuk Mahkemesince karara bağlanması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
2-Bozma nedenine göre davalı ... vekili, davalılar ... ve ..., davalı ...'un sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili, davalılar ... ve ..., davalı ...'un temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekili, davalılar ... ve ..., davalı ...'un sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ..., ..., ..., ...'a geri verilmesine 23/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.