İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki özel orman şerhinin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili; davacının Mersin ili ... ilçesi ...Köyü Köyiçi Mevkii 354 parsel sayılı tarla vasfındaki 13.650 m2 taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın yer aldığı bölgede 1953 yılındaki kadastro çalışmaları sırasında orman sınırları dışına çıkarıldığını, 1974 yılında kadastro çalışmaları sırasında 297 parsel numarası ile tarla vasfı ile kayıt altına alındığını, taşınmazın 1953 yılından bu yana orman ile ilgisi olmadığını, daha sonraları yapılan çalışmalar ile 354 parsel numarası alarak tarla vasfı ile davacı adına kayıt altına alındığını, tarımsal faaliyet yapıldığını, içerisinde havuz ve kanalların olduğunu, taşınmazın çevresinin özel mülkiyete tahsisli tapulu taşınmazlar ile çevrili olduğunu, kullanılamaması nedeni ile bakımsız kaldığını, otluk hale geldiğini, Bakanlık oluru ile özel orman vasfının olduğu iddiası ile yapılan yönetmeliğe aykırı çalışmalarda düzenlenen raporun da hatalı olduğunu, Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinin bilirkişi raporunda taşınmazın 3275,87 m2'sinde orman niteliğinde olmayan ağaçların mevcut olduğu ve 10 dönümlük kısmında ağaç olmadığının belirtildiğini, özel orman şerhi nedeni ile davacının mülkiyet hakkının kısıtlandığını, Anamur 1. Asliye Ceza Mahkemesinde açılan davada davacının beraat ettiğini beyanla, dava konusu taşınmazın beyanlar hanesine davalı kurum tarafından 23.09.2014 tarihli ve 19447751 sayılı yazı ile konulan taşınmazın özel orman olduğuna dair şerhin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili; davanın zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın kaydına özel orman şerhinin yasal düzenlemeye uygun olarak konulduğunu, kurum tarafından yapılan inceleme ve alınan rapor ile Çevre ve Orman Bakanlığının 14.07.2009 tarih 33 sayılı oluru ile özel orman statüsünde işletilmesine karar verildiğini, ... Orman İdaresinin 23.09.2014 tarihli ve 1947751 sayılı yazı ile tapu kütüğüne özel orman şerhi konulduğunu, taşınmazın özel orman vasfında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu 354 parsel numaralı taşınmazın bulunduğu bölgede ilk tesis kadastrosunun 1973 yılında yapıldığı, askı ilanlardan sonra kesinleşerek tescil edildiği, dava konusu yerin kadastroya tabi tutularak tarla vasfı ile tescil edildiği, dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman sınır hattının dışında kaldığı, orman sayılmayan yerlerden olduğu, ancak 1990 yılı memleket haritasında yeşil renkte ormanlık alan olarak gözüktüğü, davaya konu yerin bitişik ve tam kapalı (eylemli) kızılçam koru ormanının devamı niteliğinde olduğu, dava konusu yer üzerindeki kızılçam ağaçlarının yaklaşık 40 yaşlarında olduğu, öncesinde tarımsal faaliyet yapılmış ise de orman niteliğinde olduğu, dava konusu yerin doğal orman vasfının kaybedilmesi için motorlu testere ile kesildiği, orman emvali ağaçlarla kaplı olduğu, söz konusu taşınmazın kısmen fiilen orman olduğu, ayrıca bir kısmının fiilen açık alan olarak görülse de taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığının ve orman sayılan yerlerden olduğunun orman mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, orman sayılan yerlerden olan taşınmaz eylemli orman olduğundan, şerhin yasal dayanağının bulunduğu, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde bu şerhin yer almasının yasaya aykırı bir yönü bulunmadığı, Orman İdaresinin kesinleşen orman kadastrosuna dayanarak her zaman tapu iptal ve tescili davası açabileceği, 1974 yılında yapılan ve kesinleşen orman sınırları içerisinde kalan taşınmazın sonradan kadastro tarafından hukuken geçerli bir neden olmadan oluşturulan tapu kayıtlarına değer verilemeyeceği ve sırf tapu kaydı olması nedeniyle motorlu testere ile kesilerek ve yangın çıkarılarak orman ağaçları yok edilmeye çalışılmış ise de taşınmazın hukuken orman vasfını devam ettirdiği, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu, dava konusu taşınmazın ormanla bütünleşik ve orman baskısı altında olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, davalı ... İdaresi tarafından özel orman statüsüne alma ve özel orman statüsü içine alınan taşınmazların tapu kayıtları üzerine özel orman şerhi koydurma işleminin usul ve yasaya uygun olduğu inancına varılmakla, aynı gerekçelerle davanın reddine yönelik yerel mahkeme kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden yerinde bulunmayan davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava konusu 354 parsel (eski 297 parsel) sayılı taşınmazın bulunduğu bölgede ilk tesis kadastrosunun 1973 yılında yapıldığı, askı ilanlardan sonra dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı 23.01.1974 tarihinde kesinleşerek 297 parsel olarak tapuya tescil edildiği, 297 parsel tarla vasfıyla 15.640,00 m2 olarak tapuya kayıtlı iken, ... Orman İdaresi tarafından açılan dava sonunda (Kapatılan) ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/159 Esas, 2007/8 Karar sayılı kararı ile 1989,23 m2'lik kısmının orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği ve kalan kısmın 354 parsel adı altında ayrıldığı, 354 parsel sayılı taşınmazın 13.05.2011 tarihinde davacı tarafından satın alındığı ve davacı adına tescil edildiği; dava konusu 354 parselin tapu kütüğünün beyanlar hanesine ... Orman İdaresinin 23.09.2014 tarihli ve 1947751 sayılı yazıları ile özel orman olduğuna dair şerh işlendiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde ilk defa 3116 sayılı Orman Kanununa (3116 sayılı Kanun) göre orman kadastro çalışmaların 1953 yılında yapıldığı, bu sınırlamaya göre dava konusu yerin orman sınırı dışında kaldığı anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamından; dava konusu taşınmazın 1953 yılında yapılan orman kadastrosu çalışmalarında tahdid hattının dışında kaldığı, 1973 yılında yapılan tesis kadastrosunda tarla vasfıyla gerçek kişi adına tespit gördüğü, tespitin kesinleştiği, ... Orman İdaresi tarafından 13.10.2005 tarihinde taşınmazın bir kısmının Devlet ormanı olduğu iddiasıyla dava açıldığı, davanın kabulle sonuçlandığı, kararın kesinleştiği, taşınmazın kesinleşen karar dışında kalan kısmının tapusunun iptal edilmediği, dava konusu taşınmazın Devlet ormanına komşu olduğu, özel ormanların Devlet ormanı ile bitişik ve 3 hektardan az olamayacağı anlaşılmakla, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksi düşünce ile yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.