İstinaf talebinin esastan reddine
Taraflar arasındaki 6292 sayılı Kanun’un 11/10 maddesi ve 3402 sayılı Kanunun Ek 4. maddesi gereğince yapılan düzeltme çalışmalarına itiraz ve tescil istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, 6292 sayılı Kanun gereği yapılan kadastro çalışmalarının düzeltilmesi yönünden davanın reddine, tescil talebi yönünden mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı ... dava dilekçesinde; tapuda orman vasfıyla Hazine adına kayıtlı bulunan İstanbul ili ... ilçesi ... Mahallesi Küçük... mevkii 3375 parsel sayılı 18.780,32 m2 yüzölçümündeki taşınmazın köy senedi ile babası ...’e ait olduğunu, orman vasfıyla Hazine adına yapılan tespitin hatalı olduğu, taşınmazın tarla vasfıyla uzun yıllar kullanıldığını, kadastro çalışmalarında bu durumun gözden kaçırıldığını ile sürerek, Hazine adına orman vasfıyla yapılan tescilin iptali ile taşınmazın murisi olan babası ... mirasçıları adına mirasçılık belgesinde yazılı payları nispetinde tapuya tescilini talep etmiştir.
Davalı Hazine vekili cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " 6292 sayılı Kanun uyarınca, tutanak, pafta ve zemindeki uyumsuzluklar düzeltilmekte olup, mülkiyet değişimine yönelik çalışma yapılmadığı, alınan bilirkişi raporunda dava konusu yerin orman içerisinde kaldığının, eğiminin kısmen % 4 - 5 civarında bulunduğunun, her ne kadar üzerinde orman ağacı bulunmamaktaysa da Yargıtay kararlarına göre orman toprağı olan yerin de ormandan sayıldığının belirtildiği, yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda da dava konusu yerin orman olduğu tespit edildiği gibi bu tespitlere bağlı olarak yapılan 6292 sayılı Kanun uygulamasında herhangi bir teknik hata sınırların değiştirilmesini gerektirir bir husus olmadığının belirlendiği, kesinleşen orman kadastro tespiti sonrası oluşan tapu kaydının iptali ve tescili talebine yönünden ise mahkemenin görevli olmadığı " gerekçesiyle, 6292 sayılı Kanun gereğince yapılan kadastro çalışmasının düzeltilmesi istemli davanın reddine, davacı taraflar adına tescil talebi açısından, 6100 sayılı Kanun m.114/1-c ve m.115 uyarınca görev yönünden davanın usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine, karar kesinleştiğinde, talep halinde " davacı adına tescil " açısından, dosyanın görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Nöbetçi Mahkemesine gönderilmesine, karar kesinleştiğinde 2 hafta içinde mahkememize başvurularak, görevli ve yetkili İstanbul Asliye Hukuk Nöbetçi Mahkemesine gönderilmesi talep edilmediği takdirde, " davacı adına tescile " yönelik kısmı açısından davanın açılmamış sayılmasına dair karar verilmesine karar verilmiş; hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nce; " dava konusu 3375 parsel sayılı taşınmazın orman niteliği ile Maliye Hazinesi adına tapuda kayıtlı olduğu, 6292 sayılı yasanın 11 inci maddesine göre yapılan orman kadastro haritalarındaki teknik hataların düzeltilmesi işlemi sırasında da kesinleşen mahkeme kararı ve tapudaki bilgiler doğrultusunda dava konusu taşınmazın orman tahdit sınırları içerisine alındığı, bu çalışmanın yeni bir arazi kadastro çalışması olmadığı ve taşınmazın mülkiyet durumunu irdeleme yetkisinin bulunmadığı, ... Kadastro Mahkemesi' nin 2005/17 Esas, 2006/42 Karar sayılı ilamı yargılamanın yenilenmesi yoluyla ortadan kaldırılmadığı sürece geçerli olduğu ve taraflar açısından bağlayıcı olduğu, İstanbul Kadastro Mahkemesi' nin 2017/84 Esas, 2020/28 Karar sayılı kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmadığı " gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.