HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/296 Esas, 2013/112 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının vb tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesi uyarınca mahkumiyetlerine karar verilmiştir.
2.. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 26.03.2013 tarihli ve 2012/296 Esas, 2013/112 Karar sayılı kararının sanık ... müdafii, sanık ... ve müdafii ile sanıklar ... ve ... tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 23. Ceza Dairesinin 24.11.2015 tarihli ve 2015/4524 Esas, 2015/7022 Karar sayılı kararı ile sanıkların eylemlerinin basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu ve bu suçtan hüküm kurulması gerektiği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

3. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/46 Esas, 2016/99 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 16.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

4. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 31.03.2016 tarihli ve 2016/46 Esas, 2016/99 Karar sayılı kararının sanıklar ... ve ..., sanık ... müdafii ve sanık ... vasisi tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 01.03.2018 tarihli ve 2017/37011 Esas, 2018/1493 Karar sayılı kararı ile uzlaşma hükümlerinin uygulanması gerekliliği nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.

5.Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/181 Esas, 2018/546 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 16.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, sanık ... hakkında ayrıca tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık ...'in temyiz isteği, kendisinin diğer sanıklar tarafından oyuna getirildiğine, böyle olacağını bilmediğine, hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.
Sanık ... ve müdafinin temyiz isteği; uzlaşma hükümlerinin usulüne uygun yapılmadığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, usul ve yasaya aykırı olan kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

Sanık ...'ın temyiz isteği kararın bozulması talebine ilişkindir.
Sanık ...'in temyiz isteği beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

Katılan ...'ın kendisi üzerine kayıtlı olan aracı satmak için internete ilan verdiği ve irtibat numarası olarak da kardeşi ...'a ait telefon numarasını yazdığı, ilandaki numarayı arayan ve kendisini Volkan ... olarak tanıtan sanık ... ile aracın satışı konusunda anlaştıkları, katılan ...'ı bir şekilde ikna eden sanık ...'in aracın satışı için sanık ...'e vekâlet verme konusunda katılanı ikna ettiği, sanık ...'e katılan tarafından 04.06.2012 tarihli satış vekâletnamesi verildiği, vekâletnamenin verilmesinden sonra sanık ... ile şikâyetçi ...'ın, sanık ... tarafından bankaya gönderildiği, burada sanık ... şikâyetçiyi oyalarken sanıklar ..., ... ve ... ile temyiz dışı sanıkların birlikte hareket ederek aracı tanık ... aracılığı ile ...'e sattıkları, satış işleminden sonra bankada şikâyetçi ...'ı oyalayan ...'e de bankadan çıkması talimatını verdikleri ve onun da bankadan kaçtığı, bunun üzerine şikâyetçinin ...'in ... rent a car isimli iş yerine gittiğinde şahısların hiçbirinin orada olmadığını gördüğü, zaten söz konusu iş yerinin olaydan dört gün önce dolandırıcılık faaliyetlerinin yapılabilmesi için açıldığının iddia edildiği olayla ilgili olarak açılan kamu davasında; sanık ... soruşturma aşamasında suçlamaları kabul etmiş, diğer sanıklar da soruşturma aşamasında sanık ...'i teşhis ederek onun talimatıyla hareket ettiklerini ancak dolandırıcılık eylemi olduğunu bilmediklerini savunmuş, ancak mahkemedeki sorgularında soruşturma aşamasında verdiği ifadeleri kabul etmeyip olayla bir ilgilerinin bulunmadığını beyan etmişler ise de; mahkemece sanıkların savunmaları, katılanların beyanı, teşhis tutanakları, kamera görüntüleri ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak sanıkların atılı suçu işledikleri sabit görülmüş, taraflar arasında uzlaşma sağlanamadığına rapor düzenlenmiş, haklarında temyize konu mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

1.Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 23.01.2018 tarihli ve 2017/463 Esas, 2018/20 Karar sayılı ile 23.01.2018 tarihli ve 2015/962 Esas, 2018/16 Karar sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere sanıklar hakkında, hükmolunan adli para cezasının ödenmemesi halinde 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca infazda yetkiyi kısıtlayacak şekilde "ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceği" şeklinde karar verilmiş ise de, 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesiyle yapılan değişikliğin ve 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesi hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ... ve müdafii, sanık ..., sanık ... ve sanık ...'ın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.11.2018 tarihli ve 2018/181 Esas, 2018/546 Karar sayılı kararında sanık ... ve müdafii, sanık ..., sanık ... ve sanık ... tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ... ve müdafii, sanık ..., sanık ... ve sanık ...'ın temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.