Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda, Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tornacılık faaliyeti yaptığını, davalı ... şirketi ile 11.01.2012/11.01.2013 tarihleri arasını kapsayan işyeri paket sigorta poliçesi yapıldığını, prim borçlarının ödendiğini, 12.08.2012 tarihinde müvekkilinin işyerini yağan yoğun yağıştan dolayı su bastığını ve işyerindeki su baskını nedeniyle meydana gelen hasarı davalıdan talep ettiklerini ancak davalının bu hasarın muafiyet dışında kaldığı gerekçesi ile taleplerini kabul etmediğini, bu nedenlerle sel baskını nedeniyle davacı işyerinde 7 gün iş kaybı meydana geldiğini, 7 gün karşılığında yıllık ciro üzerinden 33.670,11 TL kazanç kaybı ve 92.435,28 TL makine bakım ve onarım gideri olmak üzere toplam 126.145,39 TL'nin davalı ... şirketine hasarın bildirim tarihi olan 24.01.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; söz konusu poliçe kapsamında işyerinde ekspertiz incelemesi yapıldığını, bu inceleme neticesinde işyerindeki makine ve demirbaşların bedelinin sigorta bedelinden %30 oranında eksik tespit edildiğini, davacının, su basması neticesinde 22.648,90 TL zararı olduğu beyanı ile müvekkil şirkete olayı bildirmesine müteakip 14.08.2012 tarihinde ilk ekspertiz incelemesi yapıldığını, yapılan inceleme neticesinde davacının talepleri muafiyet altı bulunduğundan davacının talebinin reddedildiğini, davacı tarafın kazadan 3,5 ay sonra yeni hasarlar tespit ettikleri iddiası ile yeniden inceleme talep ettiğini, davacının yeni tespit ettiği iddialar inandırıcı bulunmadığından talebin reddedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda taraflar arasında hasarın teminat kapsamında kalıp kalmadığı hususunda uyuşmazlık bulunmadığını, uyuşmazlığın; talep edilen hasar tutarı ile talep sahibi tarafından sunulan onarım bedeli faturaları, hasara konu makine ve demirbaşların değerleri, eksik prim ödemesi noktasında toplandığını, davalı taraf söz konusu poliçe ile teminat altına alınan işyerindeki makine ve demirbaşların gerçek değerlerinden düşük gösterilmesi nedeniyle söz konusu hasarın teminat kapsamında kaldığını bildirdiğini, bu kapsamda mahkemece 3 ayrı heyet raporu alındığını, yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde denetime elverişli olayın oluşuna uygun 14.07.2015 tarihli heyet raporu ile yapılan tespitler yerinde görülerek hükme esas alındığını, buna göre davacı tarafından bildirilen makine ve demirbaş bedeli ile teknik bilirkişilerce tespit edilen gerçek değeri arasında farkın olması nedeniyle %8,57 oranında eksik sigorta bildirildiğinin tespit edildiğini, oluşan hasar bakımından teknik bilirkişilerce yapılan tespit uyarınca toplam hasar tutarının 74.167,40 TL olduğu bu bedelden %8,57 oranında eksik sigorta tenzili ve %2 oranında sel su baskını muafiyet tenzili yapılmak suretiyle tenzil neticesinde davacının uğradığı makine bakım ve tamirat bedelinin 52.911,26 TL olduğunu, iş durması yönünden yapılan değerlendirmede ise davacı taraf sel baskını dolayısı ile 7 gün süre ile iş kaybı meydana geldiğini iddia ettiği ve işletmenin yıllık cirosu oranında 7 gün karşılığına denk gelen 33.671,11 TL iş kaybı talebinde bulunduğu ancak teknik bilirkişilerce yapılan değerlendirme neticesinde poliçe kapsamında meydana gelen sel ve su baskını hasarlarından dolayı ödenecek tazminatın %10'unun iş durması tazminatı olarak sigortalıya 50.000,00 TL limitle sınırlı olmak üzere ödeneceği özel şartının bulunduğu, bu kapsamda davacı tarafın talep edeceği iş kaybı tazminatının 5.291,12 TL olduğu tespit edildiğinden bilirkişi raporunda belirlenen miktarlar doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi kurulunun müvekkili şirketin zararını ilk eksper incelemesinde belirtilen 18.051,90 TL ile 2. eksper incelemesinde belirtilen 56.115,50 TL olmak üzere toplam 74.167,40 TL'yi esas aldığını, ancak somut olaydaki zararın doğrudan sel baskınından kaynaklandığı ve anılan kloz kapsamında teminat kapsamında olduğu servis raporları ile sabit olduğu halde poliçe şartlarına ayıkırı olarak müvekkili şirketin yaptığı masrafların yalnızca 52.219,80 TL'lik kısmının kabul edilebilir bulunmasının servis raporları ile çeliştiğini, yine servis hizmeti yapan firmalar tarafından düzenlenen raporlarda da açıkça izah edildiği üzere hasarın makinelerin sel baskını sonucu yağlara karışan su ve neme maruz kalmaları sonucu oluştuğunun sabit olduğunu, makineler işler alınıp çalıştırılmaya başlanınca periyodik olarak hasarların tespit edildiğini, müvekkili şirketin yapmış olduğu, sarf, tamir, bakım işçiliği, malzemeli teknik servis ve onarım işinin tamamını yetkili servislere yaptırdığını ve buna ilişkin faturaları da dosyaya sunduğunu, yasa gereği sigortacının gerçek zararı karşılamakla yükümlü olduğunu, eksper tarafından tespit edilen hasar bedeli yerine, müvekkilinin gerçek zararını kanıtlayan faturaların esas alınması gerektiğini, ayrıca bilirkişi kurulunun raporda işyerindeki iş durmasının 72 saati aştığı tespitine itirazları olmamakla birlikte, iş durma tazminatının hasarın %10'u olarak hesaplanmasının yanlış olduğunu, yıllık ciro üzerinden müvekkilinin gerçek zararının hesaplanması gerektiğini, bu nedenle heyet raporunda hesaplanan tazminat bedelinin müvekkilinin gerçek zararının karşılamaması nedeniyle mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan 07.07.2015 tarihli bilirkişi raporunda eksik sigorta yönünden değerlendirmenin hatalı yapıldığını, sigorta değeri aslında 1.128.747,23 TL iken raporda daha düşük bir rakam olan 868.500,00 TL'nin esas alındığını, bilirkişilerin bu rakama rayiç değer yani ikinci el fiyat üzerinden ulaştığını, halbuki gerek ekspertiz raporunda gerekse ilk ve son bilirkişi raporlarında rayiç değerin esas alınmamasının nedeninin poliçedeki yeni değer klozu olduğu belirtilmesine rağmen bilirkişilerin bu klozu görmeden hatalı hesap yaptıklarını, poliçede yer alan yeni değer klozuna göre 5 yıldan az olan makinelerin ikame bedeli yani sıfır model fiyatının hesaplanacağının belirtildiğini, bilirkişi raporu incelendiğinde tabloda boyalı olmayan bölümler 5 yıldan az yaşı olan ve poliçeye göre ikame bedele göre hesap yapılması gereken makineler olması nedeniyle eksper raporu ile farklılık oluşturduğunu, ayrıca davacı iş yerinde 72 saat iş durmasının söz konusu olmadığını, bu nedenle esasen hasar bedeli muafiyet altında kaldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında davacı şirketin sel baskını olayları nedeniyle 12.08.2012 tarihinden sonra bir üretim kaybı yaşadığı, davacı firmanın ulaşmış olduğu üretim ve satış hacmi verilerinin ticari defter kayıtları örtüşük mizan ve muavin kayıtlarından tespit edildiği, günlük toplam gelir kaybı 72 saati aştığı anlaşılmakla davacının, iş durması teminatı kapsamında 2.960,04 TL tazminat alacağı da dahil edilmek suretiyle toplam zararının 32.560,48 TL olduğu ve zararın sigorta teminat kapsamında kaldığı anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken poliçede yer alan yeni değer klozu dikkate alınmadan hesaplanan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek; davacı vekilinin istinaf talepleri yerinde görülmediğinden esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/389 E. 2017/469 K. 22.05.2017 tarihli kararının kaldırılmasına, 29.600,44 TL makine, bakım ve tamirat bedeli ile 2.960,04 TL gelir kaybı olmak üzere toplam 32.560,48 TL'nin temerrüt tarihi olan 01.05.2013 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; mahkeme kararına gerekçe yapılan heyet raporunda tespit olunan 868.500,00 TL sigorta bedeli oranının esas alınması ile eksik sigorta çarpanının 745.000 TL /868.500 TL = %8.57 olarak alınması gerektiği kanaatine varıldığını, olması gerekenin hasarın meydana geldiği tarihte makine aksamının güncel değerinin tespiti olduğunu, bilirkişi kurulu tarafından teknik bilirkişi tarafından zaman içinde makine ve teçhizat iç aksamalarında ortaya çıkan nemlenme ve rutubetin talep konusu zararlara neden olacağı ve söz konusu tamir, bakım işçiliği, malzemeli teknik servis ve onarım bedellerinin kadri maruf olduğu mütalaa edilmesine de bir itirazları bulunmadığını, ancak bilirkişi kurulunun müvekkili şirketin zararını ilk eksper incelemesinde belirtilen 18.051,90 TL ile 2. eksper incelemesinde belirtilen 56.115,50 TL olmak üzere toplam 74.167,40 TL'yi esas aldığını, mahkeme kararına gerekçe yapılan heyet raporunun müvekkili şirketin hasar talebini, makinelerdeki hasarların operasyon bölgesinde olanların selden oluşamayacağı gerekçesiyle reddedildiğini, servis hizmeti yapan firmalar tarafından düzenlenen raporlarda da açıkça izah edildiği üzere hasarın makinelerin sel baskını sonucu yağlara karışan su ve neme maruz kalmaları sonucu oluştuğunun sabit olduğunu, TTK’nın 1299 ve 1283 üncü maddesi gereği sigortacının zarar görenlerin gerçekten uğradığı zararı tazmin etmekle yükümlü olduğunu, iş durmasının 72 saati aştığı raporda da kabul edildiğine göre yıllık ciro üzerinden gerçek zararının hesaplanması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
taraflar arasında düzenlenen iş yeri sigortası poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Makine Kırılması Sigortası Genel Şartları.
Dosya kapsamında alınan 03.08.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, sigorta poliçesine göre makine ve demirbaşa ayrı ayrı teminat verildiğinden hasar konusu eşya da bu iki kalemden oluştuğundan sigorta bedelinin 745.000,00 TL olarak kabul edilmesi gerektiği, yeni değer klozu nedeniyle zarara uğrayan makinelerin yeni değerinin 1.128.747,23 TL olduğu, eksik sigorta bedelinin ise %34 olduğu, ikinci bilirkişi heyetinin poliçedeki yeni değer klozunu dikkate almadığı ve eksik sigorta oranı hesabında yeni değer değil hasara uğrayan eşyanın piyasadaki 2. el değerini esas aldığı, hasar miktarı olarak 2. bilirkişi heyeti raporunda benimsenen 51.219,80 TL'nin hasar miktarı olarak benimsendiği, eksik sigorta hesabı ve % 2 muafiyet tenzilinden sonra davacının talep edebileceği tazminat tutarının 18.905,10 TL, tazminata ek olarak iş durması sebebiyle 1.890,50 TL olmak üzere toplam 20.796,00 TL'lik tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödenmesi gerektiği görüş ve kanaati belirtilmiştir.
gerekçeli kararında poliçede düzenlenen yeni değer klozunda; "bina, makine ve demirbaşların sigorta değeri poliçenin yapıldığı tarihteki yenilerinin; bina için yeniden inşa edilmesi, makine tesisat için tedarik bedeli olduğu, kısmi hasarlarda, eskime, aşınma ve kullanma payı % 20'yi aşmadığı hallerde gerek bina gerek makine ve demirbaşların sigorta değerinin hesabında eskime, aşınma ve kullanımdan doğan bir indirim yapılmayacağı, yeni değer klozu sadece binalara (yeniden inşaası mümkün olmayanlar hariç), sabit makinelere ve demirbaşlara uygulanacağı, işbu kloz elektronik cihazlarda maksimum 2 yıl, mekanik cihazlarda 5 yıl, binalarda 7 yıla kadar yaşlı kalemler için geçerli olacağının kararlaştırıldığını, bu sebeple eksik sigorta hesabında, yeni değer klozu dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiği, yeni değer klozuna göre, 5 yıldan az yaşı olan makinelerin ikame bedeli yani ekspertiz raporunda belirtilen fatura bedelleri esas alınması gerektiğini, bu itibarla eksik sigorta hesabı yapılırken, yeni değer klozu nedeniyle zarara uğrayan makinelerin ikame değeri 1.128.747,23 TL, sigorta bedeli ise 745.000,00 TL olup bu durumda eksik sigorta oranının % 34 olarak esas alınması gerektiği belirtilerek; eksik sigorta hükümleri uyarınca hasar miktarından % 34 oranında indirim yapılmasından ve (74.167,40 - 29.666,96 =44.500,44) %2 oranında muafiyeti tutarı olan 14.900,00 TL'nin tenzili sonrasında davacı talep edebileceği tazminat tutarının 29.600,44 TL olduğu hesaplandığı, sigorta poliçesinde temin edilen risklerin gerçeklemesi sonucunda ticari faaliyetlerin tamamen durması halinde sigortalı mahalde meydana gelen hasarlardan dolayı ödenecek tazminatın %10'u iş durması tazminatı olarak sigortalıya ayrıca ödeneceğinin kararlaştırıldığı, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında davacının firmanın sel baskını olayları nedeniyle 12.08.2012 tarihinden sonra bir üretim kaybı yaşadığı, davacı firmanın ulaşmış olduğu üretim ve satış hacmi verilerinin ticari defter kayıtları örtüşük mizan ve muavin kayıtlarından tespit edildiği, günlük toplam gelir kaybı 72 saati aştığı anlaşılmakla davacının, iş durması teminatı kapsamında 2.960,04 TL tazminat alacağı da dahil edilmek suretiyle toplam zararın 32.560,48 TL olduğu ve zararın sigorta teminat kapsamında kaldığı anlaşılmakla bu miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davalının düzenlediği 12.01.2012 tanzim tarihli poliçede; emtia için 25.000,00 TL, demirbaş için 25.000,00 TL, makine-tesisat için 600.000,00 TL olmak üzere toplam 650.000,00 TL sigorta bedeli üzerinden, teminat verildiği; poliçenin yeni yatırımlar teminat klozunda ise, sigorta poliçesi kapsamındaki mevcut tesislerine ilave yeni yatırımlar sigorta bedelinin %20'si ile sigorta şirketine bildirim yapılmaksızın ilave tarihinden itibaren poliçede belirtilen limitler çerçevesinde otomatik olarak kuvertür altında olduğu, otomatik kuvertür 30 gün süreyle geçerli olduğu, sigortalı bu süre içerisinde sigortacıya detaylı yeni yatırım hakkında bilgilendirmekle yükümlü olduğu kararlaştırılmıştır. Dava konusu sel baskınından 4 gün önce davalının 195.000,00 Euro bedel ile freze makinesi satın alması nedeniyle iş bu makinenin taraflar arasında münakit Makine Kırılması Sigorta Poliçesine ilave edildiği, artan sigorta bedelinin 480.000,00 TL olarak gösterildiği görülmüş olmakla ilgili kloz dahilinde makine-tesisat sigorta bedelinin 600.000,00 TL olan sigorta bedeline %20'si ilave yapılmak suretiyle makine-tesisat sigorta bedelinin 720.000,00 TL olarak dikkate alınması gerektiği,bu itibarla hasara konu kalemler yönünden sigorta bedelinin (720.000,00 TL makine tesisat artı 25.000,00 TL emtia) 745.000,00 TL olduğu kabul edilmiştir.
Davalı ... şirketi tarafından düzenlenen Özel İş Yeri Paket Sigorta Poliçesinde yer alan "Yeni Yatırımlar Teminatı" klozu "Sigortalının poliçe kapsamındaki mevcut tesislerine ilave olacak yeni yatırımlar sigorta bedelinin %20'si ile sigorta şirketine bildirim yapılmaksızın ilave tarihinden itibaren poliçede belirtilen limitler çerçevesinde otomatik olarak kuvertür altındadır. Otomatik kuvertür 30 gün süre ile geçerlidir. Sigortalı bu süre içinde sigortacıyı detaylı olarak yeni yatırım hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür" şeklinde düzenlenmiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalara göre davalı ... şirketi tarafından düzenlenen Özel İş Yeri Paket Sigorta Poliçesinde yer alan "Yeni Yatırımlar Teminatı" klozuna göre; davacı tarafından dava konusu sel baskınından önce alınarak poliçe teminatına ilave edilen makine değerinin tazminat hesabında dikkate alınması için davacı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenerek 30 gün içinde alınıp alınmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.