İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava kira alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın kaldırılması, icra inkar tazminatı ve kiralananın tahliyesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili tarafından sözlü kira ilişkisine dayanılarak başlatılan 01.10.2009 tarihli icra takibinde, 01.08.2007 tarihinden 01.09.2009 tarihine kadar aylık 750 TL üzerinden 25 aylık 18.750 TL asıl kira alacağı ve 1.997,63 TL işlemiş faizin tahsili istenmiştir. Ödeme emrinin tebliği üzerine yasal süresi içinde verdiği borca itiraz dilekçesinde davalı; taraflar arasında yazılı kira sözleşmesi bulunmadığını, tüm kira bedellerinin ödendiğini savunmuştur. Alacaklı tarafından itirazın kaldırılması ve tahliye istemiyle açılan işbu davada, mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı takipte sözlü kira ilişkisine dayanmıştır. Davalı akdi ilişkiye ve talep edilen aylık kira miktarına karşı çıkmamış, sadece yazılı kira sözleşmesi bulunmadığını ve kira parasını ödediğini savunmuştur. Nitekim davalı borçlu borca itiraz dilekçesinde “kira bedellerini kendisine ödedim” demek suretiyle taraflar arasındaki kira ilişkisini kabul etmiştir. Bu durumda İİK.’nun 269/2 maddesi gereğince kira ilişkisi ve alacak miktarı kesinleşmiştir. Davalı borçlu, kira bedelinin ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK.’nun 269/c maddesinde belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır. Bu hukuki olgu karşısında mahkemece işin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde istemin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.