Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı alacak davasına dair karar davalılardan ... tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, 12 adet gremse altın bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne, 5 adet gremse altının aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde 4.100 TL bedelin davalılar ... ve ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsiline, 7 adet gremse altının aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde 5.740 TL bedelinin davalı ...'dan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Kural olarak, evlilik sırasında kadına takılan ziynet eşyaları kim tarafından alınmış olursa olsun kadına bağışlanmış sayılır. Dava konusu kadına ait altınlar koca tarafından bozdurulup değişik amaçlarla kullanılmış olabilir. Çeşitli sebeplerle (evin ihtiyaçları, düğün borçları, balayı vs.) koca tarafından bozdurulan bu altınların karşılığının hibe edilmediği müddetçe kadına iadesi zorunludur. Ziynet eşyalarının iade edilmemek üzere kocaya verildiğinin, kadının isteği ve onayı ile ziynet eşyalarının bozdurulup ev ihtiyaçları için harcandığının davalı yanca kanıtlanması halinde koca ziynet eşyalarını iadeden kurtulur.
Olayımızda; davacı vekili düğünde takılan müvekkiline ait ziynet eşyalarının davalılardan ... tarafından davacının elinden alınarak bozdurulup harcandığını iddia etmiş, davalı ... ise buna karşı çıkarak söz konusu eşyaların davalı tarafından evden ayrıldığı sırada yanında götürüldüğünü bildirmiş, diğer davalı kayınpeder ... ise taraflar arasındaki bu durumdan sorumlu tutulamayacağını bildirerek davanın husumet nedeniyle reddini savunmuştur.
Dosyaya sunulan 16.09.1994 tarihli gelin çeyiz eşya senedinde altınları emaneten teslim eden ... ve teslim alan ... imzaları ve kefil sıfatı ile ... imzası olduğu görülmektedir. Yargılama sırasında dinlenen tarafların tanıkları davacı ve davalı eş ...'ın diğer davalı kayınpeder ... ile birlikte oturmadıklarını, İstanbul'da ayrı bir ev açıldığını ve ayrı yaşadıklarını beyan etmişlerdir. Davacı dava dilekçesinde eşyaların davalı ... tarafından alındığını bildirmiş, ziynet eşyalarının kayınpederde kaldığına ilişkin bir beyanda bulunulmamıştır. Mahkeme gerekçesinde kayınpeder ...'ın ziynetlerden sorumlu olduğu yazılmış ise de, ziynet eşyalarının kayınpederde kaldığı iddiası hayatın olağan akışına uygun değildir. Söz konusu ziynetlerin muhafaza amacıyla kayınpeder ...'a teslim edildiği ve davacıya verilmediğine ilişkin bir kabul bulunmadığına göre varsayımlara dayalı olarak kayınpederinde sorumlu olduğundan bahisle bu şekilde karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda, mahkemece davalı kayınpeder ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Hüküm bu nedenle bozulmalıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile HUMK.nun 428. maddesi uyarınca hükmün davalı ... yönünden BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.