İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasındaki 2/B kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Konya ili ... ilçesi ... (...) Mahallesi 978 ada 1 parselde kayıtlı 16.954.464,90 m2 yüzölçümündeki taşınmazın orman tahdit ve tespit çalışmaları sonucunda orman vasfı ile Hazine adına tespitinin yapılarak 11.02.2016-11.03.2016 tarihleri arasında askı ilanına çıkarıldığı ve kadastro tutanağının 14.03.2016 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı; Konya ili ... ilçesi...Mahallesi ... Mevkii 978 ada 1 parselde bulunan dededen kalma tarla için 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesine göre orman dışına çıkarılması için müracaat ettiğini, orman kadastro komisyonunun yerel bilirkişinin arazinin tarafına ait olduğunu belirtmesine ve ziraat mühendisi üyenin arazide olmamasına rağmen bilim ve fen bakımından orman niteliğini kaybetmediği gerekçesi ile talebini kabul etmeyerek araziyi orman olarak tescil ettiğini, bu karardan dolayı mağdur olduğunu, tarlanın dededen kaldığını ve tarafına ait olduğunu, 31.12.1981 tarihinden önceden beri kullanıldığını yörede yaşayan herkesin bildiğini, taşınmaz üzerinde en az 100 yıllık ev bulunduğunu beyanla, orman komisyon kararının iptali ile taşınmazın adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Şefliği temsilcisi; dava konusu taşınmazın tamamının eğimi, toprak yapısı, bitki örtüsü ve evveliyatı itibariyle orman sayılan yerlerden olduğunu ve orman vasfının devam ettiğini, özel mülkiyete konu olmasının hukuken mümkün olmadığını, orman parselinde dava edilen kısımlar ile kalan kısım arasında ayırıcı bir unsur bulunmayıp ormanın devamı niteliğinde olduğunu, ayrıca ormanın bir kısmında ağaç bulunmasa dahi orman içi açıklık oluşturacağını ve buraların da orman olarak tescilinin yasal zorunluluk olduğunu, davacı tarafın kazandırıcı zaman aşımı yoluyla mülkiyetin iktisabına yönelik şartları yerine getirmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; dava konusu edilen yerde orman kadastrosu yapıldığı, bu çalışmanın kesinleştiği, itiraz konusu çalışmanın ise orman kadastrosu yapılmış ormanlarda aplikasyon ve 2/B uygulama çalışması olduğu, orman sınırları dışına çıkarma işleminin, yasa gereği ancak Hazine adına yapılabileceği, yerleşik Yargıtay içtihatlarında orman sınırları dışına çıkarma işleminin ancak Hazine adına yapılabilmesi nedeniyle şahısların, orman tahdidi içerisinde kalan bir taşınmazın 2/B madde uygulamasına konu edilmesini, taşınmazın orman sınırları dışına çıkartılmasını istemekte hukuki yararlarının bulunmadığı; aynı konuda idareyi zorlayıcı şekilde dava açamayacakları, orman sınırları dışına çıkartılan taşınmazların ise ancak kullanım kadastrosu veya güncelleme işlemine tabi tutulması halinde kullanıcı ve zilyetlik şerhi davasına konu edilebileceği, taşınmazın orman niteliğini yitirmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkarma yetkisinin orman kadastro komisyonunda olduğu, 2/B çalışması yapılmasına yönelik idareyi zorlar nitelikte davanın dinlenme olanağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi hükmüne karşı, davacı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, dosya içeriğine, toplanan delillere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.