Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/293 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca teşdiden 4 yıl hapis ve 1.400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

Sanık hükmü temyiz etmek istediğine dair dilekçe vermiş olup, herhangi bir gerekçe ileri sürmemiştir.

Sanığın, internet üzerinden yazlık villa kiralamak için ilan verdiği, katılanın ilan sahibi olan sanığı aradığı ve villayı kiralamak husunda anlaştıkları, sanığın verdiği hesaba 520,00 TL yatırdığı ancak adrese gittiğinde, ilana konu villanın bulunmadığının anlaşıldığı, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul edilmiştir.

1. İddianamede sevk maddesi olarak 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, görevsizlik kararında 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi gösterildiği halde 5271 sayılı Kanun'un 226 nci maddesi uyarınca ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi ve son cümlesi uyarınca hüküm kurulmak suretiyle sanığın savunma hakkı kısıtlanması,

2. Uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının son cümlesinin gösterilmemesinin., 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına aykırılık oluşturulması,

3. Başka suçtan Sincan 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ve duruşmadan vareste tutulma talebi bulunmayan sanığın, hükmün tefhim olunduğu duruşmaya bizzat veya SEGBİS yoluyla katılımı sağlanmadan, yokluğunda mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 193 üncü ve 196 ıncı maddelerine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, hukuka aykırı bulunmuştur.

4. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan 5237 sayıla Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen "dolandırıcılık" suçunun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaşma kapsamında kaldığı anlaşılmakla, bu suç yönünden uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanmadığı mahkemesinden araştırılarak sonucuna göre bu ilamın ya da adli sicil kaydındaki diğer ilamlardan biri nedeniyle tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi gerekliliği bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.11.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/293 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

22.05.2024 tarihinde karar verildi.