Mahkûmiyet
Usulüne uygun şekilde tebliğ edilen gerekçeli karara yönelik sanığın temyiz isteğinin, Yerel Mahkemece süresi içerisinde yapılmadığı gerekçesiyle 18.07.2016 tarihli ek karar ile reddine karar verildiği, ek kararın sanığa 25.07.2016 tarihinde usulüne uygun tebliğ edilmesine karşın sanık tarafından temyiz edilmediği ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebinin sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümle sınırlı olduğu belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden O yer Cumhuriyet savcısının hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun'un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun'un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Yerel Mahkemenin kararı ile sanık hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 265 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesi uyarınca, 3.000.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemi, suçun birden fazla mağdura karşı işlenmesi nedeniyle zincirleme suç hükümleri gereği cezada artırım yapılması gerektiğine yöneliktir.
Jandarma personeli olan katılan ve mağdurların olay günü çevreyi rahatsız den bir şahsın olduğunun ihbar edilmesi üzerine olay yerine gittikleri, sanığın katılan ve mağdurlara hitaben "Sizleri ip gibi dizeceğim, bittiniz siz, karakolu başınıza yıkacağım.” şeklinde sözler söylediği iddiası ile açılan davada, Mahkemece sanığın eylemi sabit görülerek atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanığın savunması, katılan ve mağdurların beyanları, tanığın anlatımı, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı karşısında, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmış olup O yer Cumhuriyet savcısının aşağıdaki bozma sebebi dışındaki temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Sanığın eylemini birden fazla kolluk görevlisine karşı gerçekleştirmesine karşın, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrasının uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yerel Mahkemenin kararına yönelik O yer Cumhuriyet savcısının temyiz talebi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.05.2024 tarihinde karar verildi.