Sanık müdafiinin temyiz istemi yönünden her ne kadar sanık müdafii kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına dair verilen karara yönelik temyiz isteminde bulunmuşsa ise de söz konusu kararın temyize tabi bir karar olmadığı belirlenmiştir.
Katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yönünden sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği iddiası ile açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/257 Esas, 2015/397 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında atılı suçtan 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
A.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi
Özetle, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına dair verilen kararın hukuka aykırı olduğuna ilişkindir.
B.Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi
Özetle, beraat kararları verilmesinin usûl ve yasaya aykırı olduğu gözetilerek hükmün sanık aleyhine bozulması gerektiğine ilişkindir.
A.Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına dair verilen karara yönelik temyiz isteminde bulunmuşsa ise de söz konusu kararın temyize tabi bir karar olmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B.Katılan Mağdure Vekilinin Temiz İstemi Yönünden
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı ve sanık hakkında verilen beraat hükmünün yerinde olduğu anlaşıldığından hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
A. Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
B. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçenin (B) bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/257 Esas, 2015/397 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.05.2024 tarihinde karar verildi.