Mahkûmiyet
Sanığın yokluğunda verilen 20.10.2020 tarihli kararda temyiz süresinin tebliğ tarihinden itibaren 15 gün olduğu belirtilerek yanıltmaya neden olunduğunun anlaşılması karşısında, 18.11.2020 tarihinde tebliğ edilen kararı 02.12.2020 tarihli temyiz dilekçesi ile temyiz eden sanığın temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
1)Mahkemece, Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 21.03.2019 tarihli ve 2018/2133 Esas, 2019/3769 Karar sayılı bozma ilâmına uyulmasına karar verilerek dosyanın Uzlaştırma Bürosu'na gönderildiği, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.05.2019 tarihli yazısı ile Alman vatandaşı olan şikâyetçinin ikametgahının Almanya'da olması, 5271 sayılı Kanun'un 253/6. maddesi ve Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesi gereğince yurt dışında oturan şikâyetçiye sanığın yurt dışında olması nedeniyle uzlaşma işlemlerinin yapılamayacağının belirtilmesi nedeniyle Mahkemece, uzlaştırma raporuna göre uzlaşmanın sağlanamadığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmişse de; 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun’un 253. maddesinin 6. fıkrasında yer alan, "Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır." şeklindeki, Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliğinin 7/12. maddesinde yer alan, "Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma veya kovuşturma dosyasında yer alan adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura, suçtan zarar görene, şüpheliye, sanığa veya kanunî temsilcisine ulaşılamaması hâlinde soruşturma veya kovuşturma konusu suçla ilgili uzlaştırma yoluna gidilmez." şeklindeki, aynı Yönetmeliğin 29/7. maddesinde yer alan, "Uzlaşma teklifinde bulunmak için çağrı; telefon, telgraf, faks, elektronik posta gibi araçlardan yararlanılmak suretiyle de yapılabilir. Ancak, bu çağrı uzlaşma teklifi anlamına gelmez." şeklindeki, anılan Yönetmeliğin 29/6. maddesinde yer alan, "uzlaştırmacının uzlaşma teklifinde bulunacağı şüpheli, sanık, katılan, mağdur veya suçtan zarar gören ya da kanunî temsilcilerine iletişim araçlarıyla ulaşılamaması hâlinde açıklamalı uzlaşma teklifi büro aracılığıyla yapılır." şeklindeki, bahsi geçen Yönetmeliğin 29/3. maddesinde yer alan, "Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini büro aracılığıyla açıklamalı tebligat, istinabe veya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla da yapabilir." şeklindeki, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesinde yer alan, "Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır." şeklindeki düzenleme ve aynı Kanun’un 25. maddesindeki düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; uzlaştırma yoluna gidilip gidilemeyeceğinin değerlendirilmesinde, şikâyetçinin sırf yabancı ülke vatandaşı olması ve yurt dışında oturmasının yeterli bulunmadığı, Uzlaştırma Bürosu tarafından şikâyetçiye iletilen bir tebliğ evrakına dosyada rastlanmadığı, şikâyetçinin UYAP verilerinde yer alan Türkiye adresine Yargıtay bozma ilâmının ve duruşma tarihinin Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre tebliğ edildiği gözetilerek, dosyanın uzlaşma işlemlerinin yapılması için Uzlaştırma Bürosu'na gönderilmesi, uzlaştırma teklifinin yukarıda anılan kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak Uzlaştırma Bürosu'nca yapılması, bu suretle şikâyetçiye ulaşılamaması hâlinde uzlaştırma yoluna gidilemeyeceğinin kabul edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, mahkemece Alanya Cumhuriyet Başsavcılığının 13.05.2019 tarihli yazısına göre şikâyetçinin yurt dışında olması nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı gerekçesiyle yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesi,
2)Sanığın suçlamayı kabul etmeyerek, Alanya'ya 10-15 yıldır gitmediğini, Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına giderek ifade vermediğini, temyiz dilekçesinde de olayın olduğu gün yakalanan ve ifade veren kişinin kendisinin olmadığını, kaybettiği kimliğini kullanan kişinin yakalanan kişi olduğunu bildirdiği, ifade tutanağındaki imzanın sanığın eli ürünü olup olmadığının tespit edilip sanığın teşhise yarar fotoğrafları şikâyetçiye ve tanığa gösterilip yeniden beyanları alındıktan sonra kanıtların bir bütün halinde değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, 22.05.2024 gününde oy birliğiyle karar verildi.