Düşme

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ

1. İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,

2. Sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf istekleri üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, sanık hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan açılan kamu davasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 Sayılı Kanun) 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca düşmesine,

Karar verilmiştir.

Katılan vekilinin temyizi; sanığın suç işlediğine, düşme kararının hatalı olduğuna, sanık aleyhine yargılama gideri ile vekalet ücreti tayin edilmesi gerektiğine ve resen dikkate alınacak sebeplerle hükmün bozulmasına yöneliktir.

A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığın, ruhsatsız bir şekilde yapı inşaa etmek suretiyle imar kirliliğine neden olma suçunu işlediği iddia ve kabul olunmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince, sanık müdafiinin söz konusu imara aykırılığın eski hale getirildiğine ilişkin dilekçesi ve bu husus doğrulayan katılan idarenin 09.03.2020 tarihli ve E.4283 sayılı yazısı uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca düşmesine karar verilmiştir.

A. Katılan Vekilinin Belirttiği Hukuka Aykırılık Nedenleri Yönünden
Sanık hakkında verilen karara ilişkin olarak temyiz sebebi olarak ileri sürülen hususlarda Bölge Adliye Mahkemesinin takdir ve gerekçesinde isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür.
B. 5271 Sayılı Kanun'un 289 uncu Maddesinde Sayılan Kesin Hukuka Aykırılık Halleri de Gözetilerek Maddi Hukuka İlişkin Sair Yönlerden
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sair temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen hüküm kısmında dayanak kanun maddesi olan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının yazılmaması, dışında bir hukuka aykırılık bulunduğu görülmemiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, katılan vekilinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının, 5271 sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereği hüküm fıkrasından "TCK'nın 184/5 inci maddesi" ibaresinin çıkarılarak yerine " TCK'nın 184/5 ve CMK'nın 223/8 inci maddeleri" ibarelerinin eklenilmesi suretiyle, Tebliğnameye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Eskişehir 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.05.2024 tarihinde karar verildi.