Mahkumiyet
Dairemizin 13.02.2012 tarih 2010/3935 esas 2012/9470 sayılı bozma kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 12.07.2012 tarih 2009/13779 sayılı itiraznamesi ile lehe temyiz davasında suç vasfı değişmeksizin ağırlaştırıcı neden uygulamasında yapılan hatanın uygulamada birliği sağlamak açısından eleştirilmekle yetinilmesi, hükmün bu nedenle bozulmayarak onanması gerektiği nedeniyle, Dairemize yapılan itiraz üzerine 05.07.2012 tarih ve 6352 sayılı yasanın 99. maddesiyle ile 5271 sayılı CMK'nin 308. maddesine eklenen 2 ve 3. bentler hükmü uyarınca yapılan incelemede;
1) Yerinde görülen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2) Dairemizin 13.02.2012 tarih 2010/3935 esas 2012/9470 sayılı bozma kararının KALDIRILMASINA,
3) Hükme esas alınan mağdur hakkındaki Adli Tıp kurumunca tanzim olunan rapora göre, mağdurun yaralanması sonucu hem yaşamının tehlikeye maruz kaldığı hem de kemik kırığı meydana geldiğinin belirtilmiş bulunması karşısında, sanığın en ağır cezayı gerektiren sonuç olan mağdurun yaşamını tehlikeye sokmaktan dolayı TCK'nin 86/1,3-e, 87/1-d-son maddeleriyle cezalandırılmasıyla yetinilmesi, ancak bu takdirde hükmolunacak hapis cezasının 5 yıldan aşağı olamayacağı gözetilmeden hatalı uygulama ve eksik hapis cezası tayin olunmuş ise de temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanan ve karar yerinde açıklanan delillere, mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan inanç ve takdirine, gösterilen gerekçeye ve uygulamaya göre sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 17.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.