Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Midyat Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2010 tarihli ve 2010/126 Esas, 2010/441 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Midyat Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.11.2010 tarihli ve 2010/126 Esas, 2010/441 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 05.03.2015 tarihli ve 2013/9045 Esas, 2015/21968 Karar sayılı kararı ile, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen bilişim sisteminin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve değerlendirme görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait bulunduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması nedeniyle bozma kararı verilmiştir.
3. Bozma üzerine, Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2015/116 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundun, 5237 sayılı Kanun'un 158 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis 100 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, 1412 sayılı Kanun'un 326 ncı maddesinin (son) fıkrası uyarınca 2 yıl hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanık ve müdafiinin temyiz istemi, sanığın atılı suçu işlemediğine, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, lehine olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
1. Katılanın cep telefonu almak için sahibinden. com adlı internet sitesine girdiği, bu sitede satış için sanığın İPONE 3GS marka cep telefonu için ilan vermiş olduğu, katılanın bu telefonu beğenip sanığın sitede belirttiği telefondan sanığı aradığı ve telefonun 1.200,00 TL karşılında satışında anlaştıkları, sanığın hesap numarası vererek 600,00 TL'sini peşin olarak yatırmasını istediği, katılanın da belirtilen hesap numarasına 600,00 TL'yi 15.01.2010 tarihinde EFT ile gönderdiği, sanığın hileli işlemlerine devam ederek katılana gerçekte olmayan Yurtiçi Kargosu Afyonkarahisar Şubesinden DU ... kargo numarasını cep telefonuna gönderdiğini söylediği, bir süre sonra katılanın cep telefonunun belirttiği adresine gelmemesi üzerine Yurtiçi kargosunu arayarak kargo numarasını sorgulattığında, numaranın sahte olduğunu anladığı, bu şekilde sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda, dosyada bulunan, sanık savunması, katılan beyanı, banka dekontu ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın atılı suçu işlediği sabit kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
1. İddia, savunma, katılan beyanı ve dosyadaki tüm delillere göre, Mahkemenin sanığın atılı suçu işlediği yönündeki kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş ve yasal şartları oluşmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının uygulanmadığı anlaşılmakla sanık ve müdafiinin bu hususlara yönelik temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Midyat Ağır Ceza Mahkemesinin 11.02.2016 tarihli ve 2015/116 Esas, 2016/29 Karar sayılı kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.05.2024 tarihinde karar verildi.