Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Konya İl Özel İdaresi adına kayıtlı plakalı otomobilin 04.08.2008 tarihinde karıştığı trafik kazası sonucu r isimli kişinin vefat ettiğini, ölenin yakınlarının açtığı destekten yoksun kalma ve manevi tazminat davaları neticesinde Belediye ile davalı ... aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, ilam alacaklılarının Konya 14. İcra Müdürlüğünün 2017/2856 Esas sayılı dosyası üzerinden maddi ve manevi tazminat alacakları ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin ve işlemiş faizlerinin toplamı olan 402.742,83 TL ve işleyecek faiz üzerinden müvekkili aleyhine icra takibine girişildiğini, müvekkili tarafından 18.05.2017 tarihinde ferileriyle birlikte icra dosyası borcu karşılığı toplam 452.455,97 TL ödemede bulunduklarını belirterek ödenen miktarın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı sürücü ... ve vekili yasal süresinde cevap dilekçesi vermemişler ise de davalı vekili verdiği yazılı beyan dilekçesi ile özetle; öncelikle 18.05.2017 tarihinde yapılmış ödemenin rücunun BK'nın 73. maddesi gereğince 2 ve 10 yıl içinde istenebileceğini, eldeki davanın 27.06.2019 tarihinde 2 yıllık süre geçtikten sonra açıldığından zamanaşımı nedeniyle reddine, işin esası yönünden ise kusur oranını kabul etmediklerinden belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile özetle; 2918 sayılı Kanunun 109. maddesi gereğince 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğinden bahisle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, müvekkili şirketin sigortaladığı otomobilin sürücüsünün kusur ve kusur oranının uzman bilirkişilere tespit ettirilmesi gerektiğini, sürücünün kusuru oranında ve poliçedeki limit ile müvekkilinin sorumlu olabileceğini, ölenin destek olduğunun ispatlanması gerektiğini, ölenin emekli maaşının mirasçılara bağlandığından destek kaybının söz konusu olamayacağından bahisle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının 16.05.2019 tarihinde zorunlu arabuluculuk yoluna başvurduğu ve 26.06.2019 tarihli anlaşamama ile ilgili arabuluculuk son oturum tutanağının düzenlenerek imzalandığı, davanın ise 27.06.2019 tarihinde açıldığı, 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunun'un 16/2. maddesi gereğince arabuluculuk sürecinin başlamasından sona ermesine kadar geçirilen sürenin, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin hesaplanmasında dikkate alınmayacağından ve işbu davanın 18.05.2019 tarihine kadar açılması gerekirken bu sürenin dolmasına 2 gün kala 16.05.2019 tarihinde başvurulan arabuluculuk sürecinin 26.06.2019 tarihinde sonlandığı ve bu arada geçen geçen süre nazara alınmayacağından işbu davanın (kalan 2 günün eklenmesi ile) 28.06.2019 tarihine kadar açılabilecekken davacının işbu davayı bu sürenin dolmasından önce 27.06.2019 tarihinde açtığı gerekçesiyle davalı ...'nin zamanaşımı defii reddedilmiş ve diğer davalı ...' ın ise cevap süresi içinde zamanaşımı definde bulunmadığı ve cevap dilekçesinin süresinde olmadığı gerekçesiyle zamanaşımı define itibar edilmemiş, davacının davalılara yönelik davasının kısmen kabulüne, kısmen reddi ile davalı ....'nin 131.932,92 TL'den ve bu miktarın 131.007,92 TL'lik kısmına ödeme tarihi olan 18.05.2017 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda uygulanacak yasal faizinden diğer davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması kaydıyla 284.545,28 TL'sine ödeme tarihi olan 18.05.2017 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle 447.874,17 TL'nin belirtilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi' nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... şirketi vekilinin istinaf talebinin reddine, davacılar vekilinin istinaf taleplerinin kabulü ile; yerel mahkemenin 25.11.2020 tarih 2019/258 Esas 2020/779 Karar sayılı kararının kaldırılarak, HMK' 353/1-b-2.maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile; davalı ....'nin 220.816,00 TL.den ve bu miktarın 131.007,92 TL'lik kısmına ödeme tarihi olan 18.05.2017 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda uygulanacak yasal faizinden diğer davalı ... ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olması kaydıyla; 284.545,28 TL'sine ödeme tarihi olan 18.05.2017 tarihinden itibaren yıllık %9 ve ileride değişmesi halinde değişen oranlarda yasal faiz uygulanmak suretiyle 452.455,97 TL'nin belirtilen şekilde faiz uygulanmak suretiyle müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde;
Müvekkilinin sorumluluğunun ZMSS gereği sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında mümkün olabileceğini, Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından kazaya karışan araçların kusuruna ilişkin herhangi bir rapor tanzim edilmemiş olduğunu, verilen karara Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/505 E. sayılı dosyası nezdinde tanzim edilen kusur raporunun esas olarak alındığını, Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/505 E. sayılı dosyasının kendilerine ihbar edilmediğini,
Konya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde görülen davanın müvekkiline ihbar edilmediğinden faiz başlangıç tarihi olarak icra dosyasına ödeme yapılan tarihin gösterilmesinin hatalı olduğunu, sorumlu olduklarına karar verilecek olsa dahi faiz başlangıç tarihinin Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame edilen dava tarihi olması gerektiğini belirtmiştir.
davalı tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle davacı tarafından 3. kişilere yapılan ödemenin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları uyarınca rücuen tazmini talebine ilişkindir.
Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalı ....'ye yükletilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.