İstinaf başvurusunun esastan reddine
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin kararı temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, işin niteliği ve dava değeri itibariyle 21.5.2024 Salı günü duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiş olup, duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili Avukat ..., davalı Hazine vekili Avukat ... ve davalı ... İdaresi vekili Avukat ...’ın katılımıyla duruşmaya başlanarak, hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
Mersin ili Toroslar ilçesi Arapsakarlar Mahallesi ... mevkii, 140 ada 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazlar, yörede 2016 yılında yapılan kadastro çalışmalarında sırasıyla 31509,29 m2 ve 20431,05 m2 miktarla, orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.
Davacılar vekili, dava konusu 6 ve 7 parsel sayılı taşınmazların vekil edenlerinin murisine ait olduğunu, eski tarihli tapu kayıtları bulunduğunu, orman ile ilgisi bulunmadığı halde orman olarak tespit edildiğini açıklayarak, tespitlerin iptali ile taşınmazların vekil edenleri adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargılama sonunda mahkemece; dava konusu taşınmazların daha önce Mersin Tapulama Mahkemesinin 27.03.1987 tarih, 1987/68-108 Esas Karar sayılı hükmü ile orman olarak tespit harici bırakılan yer olduğu, hükmün Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 10.11.1988 tarih ve 1987/21173-1998/17900 E.K. sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiği, söz konusu davada davacıların murisi ... 'ın taraf olduğu, Kadastro Müdürlüğünce 14/03/2016 tarihinde EK-5 madde kapsamında yapılan çalışmalarda dava konusu yerlerin 140 ada 6-7 parsel numaralarını aldıkları ve çalışma ile daha önce orman olarak tespit harici bırakılan dava konusu yerlerin Hazine adına orman olarak sınırlandırıldıkları, taşınmazların orman dışına çıkarılmadıkları ve Mersin Tapulama Mahkemesinin kesinleşmiş kararına göre hükmen orman sayılan yerlerden oldukları, ayrıca davacıların murisleri ... Tan'ın söz konusu dosyada taraf olmakla aleyhine verilmiş hükmün külli ve cüz'i haleflerini de bağlayacağı, kadastro çalışması ile davacıların herhangi bir menfaatine ve hakkına dokunulmadığı, esasen davacıların dava açmalarında da hukuki yararlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince, dava konusu taşınmazların Mersin Tapulama Mahkemesinin 1987/68 Esas ve 1987/108 Karar sayılı kararı ile orman olarak tespit harici bırakıldığı, kararın temyizi üzerine Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 10.11.1988 tarih ve 1987/21173 Esas, 1988/17900 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, anılan kararın kesin hüküm teşkil ettiği, kesin hükümle orman vasfı tespit olunan taşınmazlardaki eski tapu kayıtlarının hukuki değer taşımayacağı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş olup, bu kez hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraz istemine ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
S O N U Ç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA,
Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 17,100,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan Hazine ve Orman İdaresine verilmesine,
54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 Tarihinde oy birliğiyle karar verildi.