Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın yokluğunda verilen mahkûmiyet kararının tebliği sırasında cezaevinde bulunan sanığa karar içeriğinin okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunduğu, ancak cezaevi idaresince sanığa 21.10.2014 tarihli gerekçeli kararın tebliğine ilişkin tebligat belgesi ve yine 17.06.2016 ve 29.06.2016 tarihli ek kararların tebliğine ilişkin tebligat belgelerinin içeriğine göre gerekçeli kararın sanığa okumak/almak veya gerekçeli kararın teslim edilmesi suretiyle tebliğ edildiği bu işlemlerin CMK'nın 35/3. maddesinde öngörülen usûle uygun olmayıp geçersiz olduğu, ayrıca hükmün yasa yolu bildiriminde sanığa CMK'nın 263. maddesine göre “bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile kararı temyiz edebileceğinin” belirtilmediği anlaşıldığından tebliğ işleminin usûlsüz olduğunun anlaşılması karşısında 16.06.2016 ve 28.06.2016 tarihli ek kararların yok hükmünde olduğu, sanığın temyiz istemlerinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Sanığın gündüz vakti katılana ait cep telefonunu konuşmak bahanesiyle internet cafe içesinden alması ve sonrasında zamanı tespit edilemeyen saat diliminde katılanın büfe içerisine bıraktığı çantasını çalması şeklindeki eylemine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b maddesinde belirtilen hırsızlık suçu için öngörülen cezanın üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, 15.09.2014 tarihli mahkûmiyet tarihinden inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca hâlen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE, 21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.