Mahalli mahkemesinden verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı önalım davasına dair karar davalı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava önalıma konu payın iptali ve tesciline ilişkindir.Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş,hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde: müvekkilinin dava konusu taşınmazda 162/3072 hisseye sahip olduğunu,taşınmazda diğer paydaş ... 13513/57344 hissesini 25.6.2008 tarihinde davalıya sattığını,tapuda önalım hakkının engellenmesi için satış bedelinin tapuda 75.000.-TL olarak gösterilmiş ise de gerçek bedelin 40.000.-TL olduğunu belirterek bedelde muvazaa iddiasında bulunarak önalıma konu payın iptali ve tescilini istemiştir.Davalı vekili ise davanın süresinde açılmadığını.tapuda gösterilen bedelin gerçek bedel olduğunu belirterek davanın reddine savunmuştur.
Önalım hakkı, paylı mülkiyet hükümlerine tabi taşınmazlarda payın üçüncü şahsa satılması halinde,diğer paydaşlara o payı öncelikle satın alma yetkisini veren bir haktır. Bu hak paylı mülkiyet ilişkisi kurulduğu anda doğar ve payın üçüncü kişiye satılması ile de kullanılabilir hale gelir.
Önalım hakkının kullanılması ile bu hakkı kullanan paydaş ile alıcı arasında kapsam ve şartları satıcı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin aynı olan bir satım ilişkisi kurulmuş olur. Önalım hakkını kullanan paydaş bu payı satın almak isterken tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masraflar toplamından ibaret önalım bedelini depo etmesi gerekir. Ancak davacı tapuda yapılan satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bedelde muvazaa iddiasında bulunabilir ve bu iddiasını her türlü delille kanıtlayabilir.
Olayımıza gelince; önalım hakkına konu edilen 317 parsel de davalının 13513/57344 payı 25.6.2008 tarihinde 75.000 TL bedelle satın aldığı anlaşılmaktadır.Davacı önalım hakkının engellenmesi için tapuda satış bedelinin muvazaalı olarak yüksek gösterildiğini iddia etmiştir. Davacı bedelde muvazaa iddiasında bulunduğuna göre bu iddiasını kanıtlaması gerekir. Satış sözleşmesinin tarafı olmadığından bu iddianın tanık dahil her türlü delille kanıtlanması mümkündür. Ancak bu konuda dinlenen davacı ve davalının ortak tanığı ve payı vekaleten satan ... ile diğer davacı tanığı ... payın davalıya 75.000 TL karşılığında satıldığı konusunda beyanda bulunmuşlardır.Davalı tanıkları ise bedel konusunda bir beyanda bulunmamışlar, davacının satıcı paydaşla yaptıkları pazarlıklara ilişkin bilgilerini aktarmışlardır. Mahkemece yerinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporda payın satış tarihindeki değeri 40.413.63 TL, olarak bildirilmiş ise de muvazaa iddiasının kanıtlanması için keşif tek başına yeterli delil değildir. Sadece davacının diğer delillerini doğrulamak bakımından önem arz eder. Bu durumda mahkemece davacıdan tapuda gösterilen satış bedeli ve masrafları üzerinden önalım hakkını kullanıp kullanılmayacağının sorulması, kullanılacağının beyan edilmesi halinde daha önce yatırılan bedel ile tapuda gösterilen bedel arasındaki farkın depo edilmesi için uygun süre ve olanak tanınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Hükmün yukarda açıklanan nedenle BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 26.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.