HÜKÜMLER: 1. İstinaf başvurularının esastan reddi (sanıklar ... ve ... hakkında)

2. Hükümlerin düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddi (diğer sanıklar hakkında)

2. Bozma (Sanık ... hakkında)

3. Temyiz istemlerinin esastan reddiyle hükümlerin onanması (Sanıklar ..., .., ...,, ..., ve ... hakkında)

Sanık ... müdafiinin, kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın 26.07.2023 tarihli dilekçesiyle temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olması nedeniyle Dairemizin 08.08.2023 tarihli ve 2021/13130 Esas, 2023/48 Değişik İş Karar No'lu ara kararı ile temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verildiği anlaşıldığından temyiz incelemesi diğer sanıklara hasren yapılmıştır.
İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

Sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

A. İstanbul 1. Çocuk Ağır Ceza Mahkemesinin 04.07.2018 tarihli ve 2018/107 Esas, 2018/200 Karar sayılı kararı ile İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/166 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/166 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir.

B. İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.04.2019 tarihli ve 2018/166 Esas, 2019/186 Karar sayılı kararı ile;
Sanıklar ... ve ...'ün uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (b) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 yıl 9 ay hapis ve 18.320,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına,
Sanık ... 'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (b) bendi, 31 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 8 yıl 4 ay hapis ve 16.660,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık ...'un uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Sanık ...'ın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi ve 58 inci maddesi uyarınca 13 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 27.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Sanık ...'ün uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin
ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 13 yıl 1 ay 15 gün hapis ve 27.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,

Karar verilmiştir.

C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin yukarıda belirtilen kararı ile sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanıkların müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine, diğer sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerdeki hukuka aykırılıklar düzeltilerek, hükümlere yönelik sanıkların müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

A. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,

2. Hükmün gerekçesiz olduğuna,

3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,

4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.

B. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

2. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
İlişkindir.

C. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,

2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,

4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,
İlişkindir.
Ç. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,

2. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna,

3. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,

4. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

5. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
İlişkindir

D. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;

1. Suçun unsurlarının oluşmadığına,

2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,

3. Eylemin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağına,

4. Eylemin yardım etme niteliğinde olduğuna,

5. Gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğuna,

6. Delil değerlendirmesinin hatalı yapıldığına,

7. Sanığın savunmaları dikkate alınmayarak eksik inceleme yapıldığına,

8. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna,

9. Delillerin hukuka aykırı şekilde toplandığına,
İlişkindir

E. Sanık ...'ün temyiz sebepleri özetle; savunma hakkının kısıtlandığına ilişkindir.

A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanıkların müdafilerinin kanunî süreleri içinde temyiz taleplerinde bulunduktan sonra, sanık ...'un 13.06.2023, sanık ...'in 20.05.2022, sanık ...'ın 06.02.2023, sanık ...'ın 15.04.2024, sanık ...'nin 13.09.2023, sanık ...'ın 15.04.2024, sanık ...'ın 04.03.2024, sanık ...'ın 22.01.2024, sanık ...'in 11.01.2024 tarihli dilekçeleri ile temyiz istemlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmesi gerektiği belirlenmiştir.

B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden
Sanık ...'ün temyiz talebinin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilmiştir.
Dosya içerisinde 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca teknik araçlarla izleme, görüntüleme ve ses alma işlemine ilişkin bir karar bulunmadığı, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak ve 5271 sayılı Kanun'un 140 ıncı maddesi uyarınca usulüne uygun bir karar alınmadan teknik araçlarla izleme, görüntüleme ve ses alma işlemi yapıldığı, bu yöntemle elde edilen bilgilerin delil olarak değerlendirilemeyeceği; dolayısıyla kovuşturma aşamasında söz konusu görüntü kayıtlarının gösterilmesi suretiyle görüntülerdeki kişinin kendisi olduğuna ilişkin beyanı alınan sanıklar ..., ... ve ...'in bu savunmalarına itibar edilemeyeceği, sanıklar ..., ... ve ...'ın ise aşamalarda suçlamaları kabul etmedikleri gözetilerek yapılan incelemede,
Suçun sübutunun tespiti için sanıklardan uyuşturucu madde alma - temin etme eylemini gerçekleştiren gizli soruşturmacıların 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin üçüncü fıkrası da gözetilerek tanık olarak dinlenilip, hükme esas alınan olaya ilişkin ayrı ayrı detaylı bir biçimde beyanlarının alınması,

sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.

C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Hükümden sonra UYAP sistemi üzerinden MERNİS'ten alınarak dosyasına konulan nüfus kayıt örneğinde, sanığın 27.07.2020 tarihinde öldüğünün belirtilmesi karşısında; bu hususun araştırılarak, ölmüş olduğunun tespiti halinde hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı Kanun'un 64 üncü maddesi uyarınca düşmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunduğu değerlendirilmiştir.

A. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünün (A) başlıklı bendinde açıklanan nedenle, 5271 sayılı Kanun’nun 266 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,

B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... ve ... Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden

Gerekçe bölümünde (B) başlıklı bendinde açıklanan nedenlerle, sanıklar ., ..., ... ve ... müdafileri ile sanık ...'nin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanıklar Savaş ve Akın hakkındaki salıverilme taleplerinin REDDİNE, salıverilme istekleri yönünden Başkan Vekili ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla,

C. Sanık ... Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden

Gerekçe bölümünde (C) başlıklı bendinde açıklanan nedenle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,21.05.2024 tarihinde karar verildi.

(Sanıklar ... ve ... yönünden)

1. Avrupa İnsan Haklarını ve Temel Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi (AİHS)'nin başlangıç bölümü ve 53 üncü maddesi hükümlerine göre;

a) AİHS insan haklarını ve temel özgürlükleri asgari ölçüde koruyan bir sözleşmedir. Zamanla koruma sınırlarının genişletilmesi amaçlanmıştır.

b) AİHS'ye taraf olan devletler, iç hukuklarında insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyacak düzenlemeler yapabilirler veya bu konuda başka bir sözleşmeyi kabul edebilirler. AİHS'nin hiçbir hükmü, bu nitelikteki düzenlemelere aykırı düşecek şekilde yorumlanamaz. Başka bir anlatımla, AİHS'ye taraf olan devletlerin, iç hukuklarında veya kabul ettikleri başka bir sözleşmede yer alan insan haklarını ve temel özgürlükleri daha fazla koruyan hükümlerin, AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez.

2. AİHS'nin 5 inci maddesine göre, tutuklu bulunan herkesin, makûl bir süre içinde serbest bırakılmaya hakkı vardır. Tutukluluk, makûl süreden fazla olamaz.

3. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, AİHS'nin 5 inci maddesindeki tutuklulukta geçecek “makûl süre” kavramını yorumlarken, bu sürenin ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet hükmünden sonraki aşamayı kapsamadığını kabul etmiştir. Ancak AİHS'nin başlangıç bölümü ile 53 üncü maddesine göre, sözleşmeye taraf olan devletler kendi yasalarında sanığın özgürlüğünü daha fazla koruyucu hükümlere yer verebilirler. Bu nitelikteki hükümlerin AİHS'ye aykırılığı ileri sürülemez.

4. 5271 sayılı Kanun'un 2,102 ve 104 üncü maddeleri ile CGTİHK'nın 4 üncü maddesine göre;

a) İddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evre, kovuşturma evresidir.

b) Suç şüphesi altında bulunan kişinin, iddianamenin kabulünden, hükmün kesinleşmesine kadar geçen evredeki sıfatı sanıktır.

c) Sanığın, hakkındaki mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesinden, hükmün infaz edildiği tarihe kadar geçen evredeki sıfatı ise hükümlüdür.

d) 5271 sayılı Kanun'un 102 nci maddesinde düzenlenen azami tutukluluk sürelerine, hükmün kesinleşmesine kadar geçen süreler de dahildir.

5. Diğer yandan, aynı dava içinde birden fazla suç nedeniyle tutuklama kararı verilmiş olması durumunda da, tutuklamayla ilgili azami süre bir kez uygulanır.

6. Somut olayda; sanıklar ... ve ...'un tutuklandıkları 05.03.2018 tarihinden bu güne kadar 5 yılı aşkın süre geçmiş olup, 5 yıllık azami süre dolmuştur. Bu nedenle adı geçen sanıkların salıverilmeleri gerektiği kanısını taşıdığımdan çoğunluğun salıverilme taleplerinin reddine ilişkin görüşüne katılmıyorum. 21.05.2024