Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Davacılar ... ve ... vekili, TMK'nin 713/2. fıkrasında açıklanan tapu kütüğünde maliki kim olduğu anlaşılamayan hukuki sebebine dayalı olarak dava konusu 8 parsel sayılı taşınmazın "... oğlu ...” ve "... oğlu ...” adlarına olan tapu kayıtlarının iptali ile vekil edenleri adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 488 ada 8 parsel sayılı taşınmazın 4/6 hissesinin davacıların murisi ... adına kayıtlı olduğu, bu kişinin vefatı ile veraseten mirasçıları olan davacılara intikal ettiği, taşınmazın 1/6 payının ... oğlu ... ve 1/6 payının ise ... oğlu ... adlarına kayıtlı oldukları, bu kişilerin açık kimliklerinin bilinmediği, kolluk araştırmasından da anlaşılacağı üzere bu kişileri tanıyanın ya da bilenin bulunmadığı, tanık beyanları ile sabit olduğu üzere kadastro tespitinden (13/09/1976) vefatına kadar (28/04/1996) taşınmazın tamamının malik sıfatıyla ... tarafından kullanıldığı, bu tarihten sonra da taşınmazın ...'nın miraççıları olan davacılar tarafından malik sıfatıyla kullanıldığı, dava tarihine kadar gerçekleşen eklemeli zilyetlik süresinin toplamda 36 yıl olduğu ve bu süre içinde tespit edilmiş niza veya fasıla bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, hazine ve ... oğlu ... ve ... oğlu ... aleyhlerine açılan davanın kabulüyle 8 parsel sayılı taşınmazın ... oğlu ... ve ... oğlu ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile, bu kişilerin üzerine kayıtlı 2/6 oranındaki payın, eşit hisseler ile davacılar adına tescil edilmesine, davalı ... Belediyesi aleyhine açılan davanın, bu davalının pasif husumet ehliyetinin yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Hüküm, davalı Maliye Hazinesi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, dava konusu taşınmazda malik olarak gösterilen ... oğlu ... ve ... oğlu ...'in TMK'nin 713/2. fıkrasında yer alan; “...maliki tapu kütüğünde kim olduğu anlaşılamayan...” hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nin 713/1 ve 2. fıkraları gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasıdır.
Kural olarak, tapulu bir taşınmazın veya tapuda kayıtlı bir payın kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün değildir. Ancak, kanunun açıkça izin verdiği ve düzenlediği ayrık durumlarda tapulu bir yerin veya tapuda kayıtlı bir payın koşulları oluştuğu takdirde kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yoluyla edinilmesi mümkün olabilir. Kanunun açıkça izin verdiği hallerden biri de TMK'nin 713/2. maddesindeki düzenlemelerdir. Anılan maddede, "aynı koşullar altında, maliki tapu kütüğünden anlaşılmayan veya hakkında gaiplik kararı verilmiş bir kimse adına kayıtlı bulunan taşınmazın tamamının veya bölünmesinde sakınca olmayan bir parçasının zilyedi de, o taşınmazın tamamı, bir parçası veya bir payı üzerindeki mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini isteyebilir" hükmüne yer verilmiştir.
Kanunun açık hükmü dikkate alındığında tapu sicilinden malikin kim olduğunun anlaşılamaması hali; taşınmaz malın sahibinin kim olduğunun bilinmesine yarayacak, kimliğini ortaya koyacak gerekli bilgi ve belgelerin tapu sicilinden (kütüğünden) çıkarılmasının imkansız olmasıdır. (Yargıtay HGK'nin 10.04.1991 tarihli ve 1991/8-51 Esas, 194 Karar ile 15.04.2011 tarihli ve 2011/8-111 Esas, 2011/180 Karar sayılı ilamları). Genel olarak, gerekli dikkati gösteren herkesin kayıtlarda malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinmediğinin kabulü gerekir. Ayrıca, tapu kütüğünde malik sütununun boş bırakılması, silinmesi ve yeniden yazılmaması, soyut ve nam-ı mevhum adına (mevcut olmayan hayali kişi) yazılması, hiç yaşamamış ve kaydının herhangi bir yerde bulunmamış olması, malik adının müphem, yetersiz ve soyut gösterilmiş olması gibi durumlarda malikin kim olduğunun anlaşılamadığı kabul edilir. Başka bir anlatımla, tapu kütüğünden kim olduğu anlaşılamayan malik, tanınmayan, hatırlanmayan, adresi tespit edilemeyen, kendilerine tebligat yapılamayan, mirasçıları belirlenemeyen, uzun yıllar önce ölmüş ya da taşınmış bir şahıs değildir.
Somut olaya gelince; dava konusu 488 ada 8 parsel sayılı taşınmaz, 13.09.1976 tarihinde yapılan kadastro çalışmaları ile 8/1932 tarih ve 109 sıra numaralı ve 8.3.1932 tarih ve 40 sıra numaralı revizyon tapu kaydının hudut ve miktarı kapsamında kaldığı belirtilerek, revizyon tapu kayıt maliki ... oğlu İsmail yeri 3. nolu parsel maliki ... Yazlaya ait yer olduğu ve kayden malikleri 4/6 hissesine Yaşar Kızı ... ve 1/6 hissesiine ... oğlu ... ve diğer 1/6 hisseye de ... oğlu ... olmak üzere malikleri adına tespit edilmiş, itiraz edilmemesi üzerine, 03.01.1997 tarihinde kesinleşerek tapu sicili oluşmuştur. Revizyon tapu kaydında ... oğlu ... ve ... oğlu ...'in baba adı bellidir.
Hal böyle olunca; tapu kaydı, tapulama tutanağına göre kayıt malikinin kim olduğuna yarar bilgilerin mevcut olduğu, dolayısıyla bilinen kişi olup, maddede yazılı koşulların gerçekleştiğini kabule olanak bulunmamaktadır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonunda yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle kayıt malikinin bilinmeyen kişi olduğundan hareketle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davalı Maliye Hazinesi vekilinin yazılı temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde olduğundan kabulüyle usul ve kanuna aykırı görülen Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi uyarınca uygulanacak olan 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, HUMK'un 440/III-1,2,3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 10.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.