Taraflar arasındaki iflas davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı vekil, davacı şirketin davalı şirketten satın aldığı mallara karşılık verdiği çek bedellerini ödememesi üzerine kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığını ve daha sonra takibin iflas takibine dönüştürüldüğünü, davalının takibe itiraz etmediği ve borcu ödeyemediğini, takibin kesinleştiğini ileri sürerek davalı şirketin ifasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, icra dosyasında ödeme emrinin usulsüz yapılması nedeni ile takibin kesinleşmiş olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının başlattığı takibe borçlunun 15.06.2015 tarihinde itiraz ettiği, ancak daha sonra itirazından vazgeçtiği, takibin kesinleştiği, kesinleşmiş bir takip varken iflas yolu ile takibe geçilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, iflas istemine ilişkindir. İİK’nın 43/2. maddesi gereğince bir defaya mahsus olmak üzere haciz yolu ile takibi seçen alacaklının o yolu bırakıp iflas yolu ile takibe müracaat etme hakkı olduğundan mahkemece, daha önce başlatılan takibin kesinleştiğinden iflas takibine geçilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yukarıda yazılı gerekçe ile davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcın talep halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.02.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.