SUÇLAR: Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlâli

HÜKÜMLER: İstinaf başvurusunun esastan reddi, bozma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;

1- Sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Büyükçekmece 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2017 tarihli ve 2016/372 E., 2017/261 K. sayılı kararıyla konut dokunulmazlığının ihlâli suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafiinin istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesinin 19.10.2017 tarihli ve 2017/2289 E., 2017/2251 K. sayılı kararıyla bozulmasına karar verilip, yeniden hüküm kurulmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiğinin anlaşılması karşısında, bozma üzerine ilk derece mahkemesince yargılama yapılarak verilmiş ve istinaf incelemesinden geçen, temyize konu edilebilecek bir hüküm bulunmadığı anlaşıldığından dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,

2- Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanık müdafinin temyiz isteminin, eksik kovuşturma sonucu hüküm kurulduğuna, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin dikkate alınmadığına, şikâyetçinin kovuşturma evresinde dinlenmediğine ve sadece parmak izi deliline dayanılarak hüküm kurulduğuna ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nin 142. maddesinde 6545 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen TCK'nın 142/2-h ve 143/1. maddelerinde düzenlenen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2021 tarihli, 2021/35 E., 2021/473 K. sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı CMK'nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafii atanması gerektiği, sanık her ne kadar 29.03.2017 tarihli karar duruşmasına müdafii ile birlikte katılmışsa da, savunmasının da müdafiinin huzurunda alınması gerektiği gözetilmeyerek, 27.07.2016 tarihli duruşmada sanığın müdafisi bulunmadan savunması alınmak suretiyle yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görüldüğünden diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak BOZULMASINA, dosyanın gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.