Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı, tutuklama nedeniyle 80.500,00 TL maddi, 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden yasal faizine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 5.640,00 TL maddi tazminatın 02.03.2018 tarihinden, 12.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının davacının tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin verilmemesi gerektiğinden maddi tazminatın reddine ve buna göre değişen vekalet ücretinin 1.440,00 TL olması gerektiğinden düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.

Davacı vekilinin temyiz istemi; müvekkilinin tazminata esas dosyada ödediği vekalet ücretinin, kendisinin ceza evi masraflarının, ailesinin ceza evi masraflarının tazminat kapsamında verilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın eksik olduğunu, Davalı vekilinin temyiz istemi; maddi tazminatın reddi kararının doğru olduğunu, davacının gözaltına alınması ve tutuklanmasının usul ve yasaya uygun olduğundan manevi tazminatın reddi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, belirtmiştir.

III. DAVA KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/69 Esas, 2018/13 Karar sayılı ceza dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 18.12.2016 - 15.06.2017 tarihleri arasında 179 gün gözaltında ve tutuklu kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine karar verildiği, kararın 26.01.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözaltı ve tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacı hakkında dava dosyasında herhangi bir mahsup bilgisine rastlanılmadığı, derdest dosyasının bulunmadığını, davacının haksız tutuklu kaldığı süre içinde çalışamadığı ve bu nedenle maddi zararının bulunduğu, ancak mahkememiz huzurunda alınan beyanında görevine iade edildiğini ve çalışamadığı dönemlere ait tüm özlük haklarını kurumundan aldığını beyan ettiği yine davacı vekilinin de maaş alacağına dair maddi tazminat taleplerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği, davacının eşinin cezaevi ziyaretleri sebebiyle yaptığı masraflar, davacının cezaevi masrafları ve ceza yargılaması sırasında kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle avukatlık ücretini talep ettiği,, ancak davacının cezaevinde yaptığı masraflar ile davacının eşinin cezaevi ziyareti masraflarının koruma tedbirleri nedeniyle maddi tazminata konu olamayacakları, sadece davacının ceza yargılaması sırasında kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle ödediği avukatlık ücretinin koruma tedbirleri nedeniyle maddi tazminata konu olabileceği, kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle ödediği avukatlık ücretinin serbest meslek makbuzu ile 10.000,00 TL olarak belgelendiği ve ceza yargılaması neticesinde davacının beraat etmesi sebebi ile yargılamayı yapan mahkemece davacı lehine 4.360,00 TL vekalet ücretine hükmedildiği, bu sebeple mahkememizce vekalet ücreti ile ilgil tazminat hesabı yapılırken davacı tarafından talep edilen vekalet ücreti miktarından ceza yargılamasını yapan mahkemece hükmedilen vekalet ücreti miktarının düşülmesi sonucu kalan miktarla sınırlı olmak üzere maddi tazminata hükmedilmesi gerektiği, davacının gözaltında ve tutuklu kaldığı süre içinde ve tahliye olmasından sonra çevresi tarafından hakir görüldüğü bu durumun davacının kişilik haklarına zarar verdiği, onun manevi olarak elem ve üzüntü duymasına neden olduğu, bunun giderilmesi gerektiği anlaşılmakla, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığı, duyulan elem ve üzüntü ile orantılı olması gerektiği, davalı için de bir ceza niteliğine dönüşmemesi gerektiği şeklindeki kriterleri dikkate alınarak hak ve nesafet kuralları gereği manevi tazminata hükmedildiği, kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin tazminata esas dosyada ödenen vekalet ücretinin davacıya verilmesi gerektiğine,kendisinin ceza evi masraflarının ve ailesinin ceza evi masraflarının tazminat kapsamında verilmesi gerektiğine ve sair temyiz itirazlarına, davalı vekilinin manevi tazminatın reddine karar verilmesi gerektiğine ve davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine dair tüm temyiz sebeplerinin reddine, ancak;

Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda çok eksik manevi tazminata hükmolunması,

Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Konya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde karar verildi.