HÜKÜMLER: Mahkûmiyet

Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Yargıtay (Kapatılan) 17. Ceza Dairesinin 14.01.2020 tarihli bozma ilâmında, 5237 sayılı TCK'nın 141/1. maddesinde tanımlanan hırsızlık suçunun 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesi ile uzlaştırma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması gerektiğinden bahisle kararın bozulduğu, bozma üzerine mahkemece dosyanın uzlaştırma işlemleri için uzlaştırma bürosuna gönderilmesi üzerine; uzlaşma teklif formu ve ihtar yazısını içeren tebligatın katılanın bildirdiği en son adresine gönderilmesine rağmen adreste tanınmadığı gerekçesi ile iade edildiğinin dosya içerisindeki tebligat parçasından anlaşıldığı, katılana ulaşılamaması nedeniyle tarafların uzlaşamadıklarının belirtildiği ve bu doğrultuda karar verildiği anlaşılmakla; katılana uzlaşma teklif formu ve ihtar yazısının, bilinen en son adresine çıkarılması ve çıkarılan tebligatın bilâ tebliğ iade edildiği hâlde, aynı Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, tebligata Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkânsızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ yapılmak suretiyle uzlaştırma işlemlerinin yapılması gerektiği gözetilmeden usûlüne uygun olarak yapılmadığı anlaşılan uzlaştırma işlemine dayanarak yazılı şekilde karar verilmesi; ayrıca kişinin uzlaştırma hususundaki beyanı kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardan olup, hak sahibinin açık beyanı ya da açıkça (varlığı halinde) vekâletnamede bu hususta vereceği yetki ile vekili kullanabileceği, dosya içeriğine göre, katılanın 28.12.2011 tarihli vekaletname uyarınca vekilinin bulunduğu, vekâletnamede vekilin uzlaşmaya yetkisinin bulunduğu bu hali ile uzlaştırma teklifinin vekile yapılması gerekirken bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.