Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usûlü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre, katılanın 08.09.2015 tarihli kolluktaki beyanında, olay esnasında parkta tek başına oturduğu ve yüzünü göremediği bir şahıs tarafından motosikletinin yakılması suretiyle olayın meydana geldiğini ifade etmesine rağmen, talimat ile alınan 19.02.2016 tarihli mahkemedeki beyanında, arkadaşı ile parkta oturduğu esnada, sanık ...'ın yanında ... isimli şahıs ile etrafta dolaştıklarını gördüğünü ifade ettiği, diğer taraftan tanık ...'nın beyanında, katılan ile parkta oturdukları esnada sanık ile bir şahsın birlikte motosiklet ile parka geldikleri ve tanımadığı şahsın, katılana ait motosikleti yaktıktan sonra ileride bekleyen sanığın motosikletine binerek kaçtıklarını beyan ettiğinin anlaşılması karşısında; katılanın soruşturma aşamasındaki ifadesinin, kovuşturma aşamasındaki beyanları ve yine tanık ...'nın beyanları ile çeliştiği, söz konusu çelişkiler giderilmek suretiyle sonucuna göre deliller bir bütün hâlinde değerlendirilerek sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik inceleme ve kovuşturma sonucu yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.