Dava dilekçesinde 1818 TL alacağın yasal faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın husumet yokluğu nedeni ile reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
Davacı vekili dilekçesinde, müvekkili olan davacı idareye ait istinat duvarının davalı tarafından yıkıldığını beyan ederek 1818 TL. zarar bedelinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davalı olarak dava dilekçesinde “... Döner Restaurant İşletmeciliği” 'nin gösterildiği, bu işletme adına bir şahsın gösterilmediği, her ne kadar sonradan delil listesinde “... Döner Ticaret Limitet Şirketi “’ davalı olarak gösterilmişse de, delil listesi ile taraf sıfatının düzeltilemeyeceği gerekçesi ile davanın husumet nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden dava dilekçesinde davalı olarak gösterilen işletme ile, mahkemenin yasal hasım olarak kabul ettiği şirketin aynı kuruluş olduğu anlaşılmıştır.
Dava dilekçesinden davanın ... Döner Restoran İşletmeciliğine karşı açıldığı, yine dava dilekçesinin de işletmecilik adına tebliğ edildiği, ... Döner Gıda Teks.İnş.San ve Tic.Ltd.Şti.nin'de davaya cevap verdiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Şirketin isminin dava dilekçesinde ... olarak yazılması bir maddi hata olup, husumetten yanılgıyı içermez. Yargıtay'ın temsilcide yanılgı olması halinde husumetin gerçek temsilciye yöneltilmesine ilişkin içtihatlarının kıyasen maddi yanılgıda da uygulanması gerekir. Bu nedenle şirket ünvanının tam olarak yazılması suretiyle taraf teşkilinin sağlanması mümkündür. Nitekim cevap dilekçesini de gerçek hasım olan Limited şirketi vermiş bulunmaktadır. Mahkemece davacıya şirket ismindeki yanılgıya ilişkin dilekçesinin düzeltildikten sonra gerçek ünvanının yazılmasından sonra işin esasının incelenmesi gerekirken, bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 26.09.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.