İlk derece mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi
İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmüne yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesince temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesine istinaden temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince hükme yönelik temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.11.2018 tarihli ve 2017/228 Esas, 2018/424 sayılı Kararı ile sanığın atılı suçtan 5271 sayılı Kanun'un 223/2. maddesinin (a) bendi uyarınca beraatine hükmolunmuştur.
2.Katılanın ve O yer Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin, 16.10.2019 tarihli ve 2019/1147 Esas, 2019/1793 sayılı Kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Katılanın temyiz istemi, sanığa hiçbir zaman borç para vermediğine, sanığın tahsil ettiği taşınmaz satış bedelinin tamamını kendisine ödemediğine, tarafına ait parayı harcadığına, teminat olarak verdiği bono bedellerini de ödemediğine, mağduriyetinin giderilmediğine yöneliktir.
Antalya Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, katılanın vekili sıfatıyla katılana ait taşınmazı 2011 yılında 60.000 TL bedel karşılığında sattığı, tahsil ettiği paradan 42.000 TL'sini katılana verip kalanı ise uhdesinde tuttuğu, akabinde kalan miktar olan 18.000 TL için iki adet senet verdiği fakat senetlerin vade tarihleri olan 15.03.2015 tarihine kadar bakiye miktarı da katılana ödemediği iddiasıyla hakkında zimmet suçundan açılan kamu davasında; sanığın savunmasında tahsil ettiği satış bedelinin 42.000 TL'sini katılana verdiğini, kalan miktar için iki adet senet düzenlediğini, senetleri verdikten sonra katılan ile ibralaştığını, senetleri vadesinde ödeyemediği için hakkında icra takibi başlatıldığını belirtmesi, katılana verdiği senetleri vade tarihlerine kadar ödememesi üzerine hakkında icra takibi başlatılmış olması, katılan ile aralarında tanzim ettikleri ibranamede senetlerin ödenmesi halinde tarafların birbirlerini ibra etmiş olacaklarının kararlaştırılması, katılanın da senetlerin günü geldiğinde ödenmediğini, zararının giderilmediğini ifade etmesi nazara alındığında sanığa isnat edilen eylemin sübuta erdiği, Dairemizce de benimsenen Ceza Genel Kurulunun 17.06.2021 tarihli ve 2021/5-43 Esas, 2021/287 sayılı Kararında da açıklandığı üzere, fiilinin 5237 sayılı Kanun'un 155/2. maddesinde tanımı yapılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve bu suçun suç tarihinden sonra uzlaşma kapsamına alındığı da gözetilmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre sanığın hukukî durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi,
Hukuka aykırı görülmüştür.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılanın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca gereği için kararı veren Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.