Mahkûmiyet

I-Sanık müdafiinin temyiz istemine yönelik incelemede;
Sanık müdafiinin dosya içerisindeki 17.09.2020 tarihli dilekçesi ile vekillikten çekildiğine dair dilekçesinin ... T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan sanığa CMK'nın 35. maddesine uygun olarak okunup anlatılmak suretiyle 25.09.2020 tarihinde tebliğ edildiği, sanığın bozmadan sonraki 20.10.2020 tarihli hüküm celsesindeki savunmasını kendisinin yapacağı ve müdafi istemediğine dair beyanı karşısında, müdafiin sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünü temyize yetkisi bulunmadığından sanık müdafiinin temyiz isteminin 1412 sayılı Kanun'un 317. maddesi gereğince REDDİNE;

II-Sanığın temyiz istemine yönelik incelemede;
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
Dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;

1-Sanık hakkında bozma kararına uyularak hırsızlık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-e maddesine göre hüküm kurulmuş ise de; sanığın aşamalardaki savunmalarında suça konu elektrikli bisikleti anahtarıyla birlikte aldığını ifade ettiği, şikâyetçinin de direksiyon kilidini kilitlediğini beyan ettiği, dosya kapsamında suça konu elektrikli bisikletin üzerinde yapılan bir inceleme de bulunmadığının anlaşılması karşısında, sanığın eylemini ele geçirdiği anahtarla direksiyon kilidini açmak suretiyle gerçekleştirip gerçekleştirmediğinin tespiti bakımından, şikâyetçiden ve gerektiğinde bisikletin ele geçtiği servisin bilgi sahibi çalışanlarından, direksiyon kilidinin kırılmış olup olmadığının ve bisikletin şikayetçiye teslimi sırasında anahtarının da teslim edilip edilmediğinin sorularak, sanığın eylemini direksiyon kilidini kırmadan, elinde bulundurduğu anahtarla gerçekleştirmiş olması halinde TCK'nın 142/2-d aksi halde 142/1-e maddesi kapsamında kabul edilmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile 142/1-e maddesi uyarınca hüküm kurulması,

2-Kabule göre de,

a-Suç tarihi itibarîyla 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından sanığın lehine olan ve eylemine uyan 6245 sayılı Kanun ile getirilen değişiklikten önceki hâliyle 5237 sayılı Kanun'un 142/1-e maddesinde temel cezanın 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası olarak öngörüldüğü ve hükmün gerekçesinde sanığın cezasının alt sınırdan tayinine karar verildiği belirtildiği hâlde hüküm fıkrasında temel cezanın 3 yıl hapis cezası olarak tayin edilmesi suretiyle fazla ceza tayini,

b-Bozma öncesi yapılan yargılamada, sanığın eylemi sebebiyle suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan neticeten 6 ay hapis ve 100,00 TL adlî para cezasına hükmedildiği, anılan hüküm aleyhine bir temyiz istemi bulunmadığı, sanık hakkında CMUK'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gereği sonuç olarak hırsızlık suçundan kurulan hükmün 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, 6 ay hapis ve 100,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.