Mahkûmiyet
Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bozma üzerine yapılan yargılamada, Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 1 yıl hapis ve 100,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
1. Sanığın temyiz isteği, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Katılanın temyiz isteği, temel cezadan uzaklaşılmaması nedeniyle kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
Sanığın, TEDAŞ Antalya İl Müdürlüğünde teknisyen olarak çalışmakta olduğu, kendisini TEDAŞ müdürü olarak tanıtıp, 2.500,00 Türk lirası karşılığında proje çizerek, elektrik aboneliği işlemlerini halledebileceğine dair sözler söylemek suretiyle aldattığı katılandan muhtelif tarihlerde ve haricen bahsedilen meblağı aldığı hâlde, katılana verdiği projenin yetkisiz kişi tarafından düzenlenmesi nedeniyle geçersiz sayıldığından, söz konusu elektrik aboneliğinin bağlanmasını sağlamadığı ve haksız şekilde temin ettiği menfaati iade etmediği iddiası ile kamu davası açıldığı, sanığın yasal süresi içerisinde uzlaşma görüşmelerine cevap vermemesi nedeniyle uzlaştırma sağlanamadığı, katılanın beyanı, sanığın savunması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanığın atılı suçu işlediğinin kabulü ile hakkında temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
1. İlk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarih ile uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin durduğu tespit edilerek yapılan incelemede;
2. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve katılanın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Antalya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.11.2018 tarihli 2017/506 Esas, 2018/888 Karar sayılı kararında sanık ve katılan tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık ve katılanın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.