Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.06.2016 tarihli ve 2015/274 Esas, 2016/199 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi, 52,62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 80,00 TL adli para cezaları ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
Sanığın temyiz isteği; hükmü temyiz ettiğine ilişkindir.
1.Mahkemece; sanığın, kendine ait olmayan evi internette ilan vermek suretiyle katılana kiraladığı ve kendisinden 1.000,00 TL aldığı, böylece atılı suçu işlediğinden cezalandırılmasına karar verilmiştir.
2.Sanığın üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği belirlenmiştir.
3.Kolluk güçlerince tanzim olunan tutanaklar, kira sözleşmesi örneği, katılanın beyanı, sanığın nüfus ve adlî sicil kayıtları dava dosyasında mevcuttur.
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1.İnternette kiralık ev ilanı vermesi üzerine sanık ile katılanın yüz yüze geldiklerinin ve haksız menfaatin bundan sonra temin edildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın sübut bulan eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ve hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamında kalan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2.Tekerrüre esas adli sicil kaydı bulunan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 58 inci maddesinde düzenlenen tekerrür hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
3.Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 07.08.2014 olarak gösterilmesi yerine 18.08.2014 şeklinde gösterilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326 ncı maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sanığın kazanılmış hakkının DİKKATE ALINMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.