Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ - OLAY VE OLGULAR
Sanığın katılan mağdurenin elini öptüğü, elini katılan mağdurenin omzuna attığı ve katılan mağdureye sarıldığı, katılan mağdurenin de elini sanığın beline doladığı ve sanığın omzuna masaj yaptığı iddiasıyla çocuğun cinsel istismarı ve cinsel taciz suçlarından cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli, 2015/92 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararı ile; eylemleri bütün olarak değerlendirilerek çocuğun cinsel istismarı suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İsteği
Sebep bildirmeksizin kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
Katılan mağdurenin beyanları, savunma, tanık ifadeleri, katılan mağdurenin profiline ait sosyal medya çıktısı ve Mahkemenin gerekçesi dikkate alındığında; yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan beraat hükmünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Artvin Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.01.2016 tarihli, 2015/92 Esas, 2016/5 Karar sayılı kararında katılan mağdure vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan mağdure vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi.
Nüfus kaydına göre 15.05.2003 doğumlu olan katılan mağdure ile sanığın intikal tarihinden 11-12 gün öncesinde tanıştıkları, bu süreçte buluştukları, sanığın katılan mağdurenin elini öptüğü, elini katılan mağdurenin omzuna attığı ve katılan mağdureye sarıldığı, katılan mağdurenin de elini sanığın beline doladığı ve sanığın omzuna masaj yaptığı, katılan mağdurenin mevcut nüfus kaydına göre olay tarihlerinde 12 yaş 5 aylık olduğu anlaşılmış olup; her ne kadar mahkeme sanığın katılan mağdurenin yaşı hususunda kaçınılmaz hataya düştüğünü gerekçe göstererek sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde düzenlenen hata hükümlerini tatbik etmiş ise de; talimat Mahkemesince yapılan gözlemde katılan mağdurenin fiziki açıdan yaşı ile uyumlu bedensel gelişimde olduğu, kimlikte yer alan yaşını gösterdiği şeklinde gözlem yapıldığı, savcılık ifadesi sırasında hazır bulunan psikoloğun katılan mağdurenin fiziksel gelişiminin yaşı ile uyumlu olduğuna dair görüş bildirdiği, katılan mağdurenin hazırlık ifade CD'sindeki görüntüsünün nüfustaki yaşı ile uyumlu olduğunun tarafımca tespit olunduğu, sanık ve katılan mağdurenin tanışmalarından itibaren 11-12 günlük süreçte dört kez buluştukları ve her gün mesajlaştıkları, bu nedenle sanığın katılan mağdurenin gerçek yaşından haberdar olmamasının mümkün olmayacağı hususları bir arada değerlendirildiğinde sanığın hata yönündeki savunmasına itibar edilmemesi ve atılı suçlardan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.