Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2014/263 esas, 2016/419 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.

Sanık, hakkında lehe olan hükümlerin uygulanarak beraatine karar verilmesi talebi ile hükmü temyiz etmiştir.

1. Marmara Ereğlisi C.Başsavcılığınca yapılmakta olan soruşturmalarda ...'nün kendisini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nda Denetleme ve Güvenlik Müsteşarı olduğunu beyan eden ve 0 530 143 ... ve 0 530 143 ... nolu telefon hatlarını kullanan ... isimli bir kişi tarafından dolandırıldığını iddia ettiği, bunun üzerine Marmara Ereğlisi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmalarda 0 530 143 ... ve 0 530 143 ... nolu cep telefonlarının şikayetçi ... adına olduğu ve abonelik sözleşmelerinde kullanılan kimlikteki fotoğrafın kendisini ... olarak tanıtan kişi ile birebir aynı olduğunun ve söz konusu hatları fiilen kullanan kişinin sanık ... olduğunun tespit edildiği, sanığın bu şekilde atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur.

2.Suça konu hatların incelenmesinde, 0 530 143 ... nolu hattın 17.04.2012 tarihinde düzenlendiği, 0 530 143 ... nolu hattın ise 03.07.2012 tarihinde düzenlendiği anlaşılmıştır.

3.Sanık aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu hatların kendi adına çıkarıldığını zannettiğini, suç işleme kastının olmadığını beyanla üzerine atılı suçu kabul etmemiştir.

4.Şikayetçi söz konusu hatların bilgisi ve rızası dışında çıkarıldığını beyan etmiştir.

5.İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü'nün 05.05.2014 tarihli uzmanlık raporunda, söz konusu sözleşmeler üzerindeki el yazıları ve şikayetçi adına atılmış imzalar ile şikayetçinin mevcut mukayese el yazıları ve imzaları arasında kaligrafik ve grafolojik özellikler yönünden ilgi ve irtibat tespit edilemediği bildirilmiştir.

6.Adli Emanetin 2013/1609 sırasında ve 2013/1261 sırasında kayıtlı suça konu belgelerin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.

7.Yapılan yargılama sonunda, sanığın suç tarihlerinde şikayetçinin kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle bilgisi ve rızası dışında 0530 143 ... nolu ve 530 231 ... nolu hatlara ilişkin ilgili GSM şirketlerden hatları satın aldığı ve buna ilişkin sözleşme düzenlediği, sanık hakkında yürütülen başka bir soruşturma sırasında durumun ortaya çıktığı, tüm dosya kapsamından, sanığın zincirleme şekilde özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kanaatine varılarak mahkumiyetine karar verilmiş ve temyize konu hüküm kurulmuştur.

Gerekçeli karar başlığında "18.06.2012-14.10.2012” olarak yanlış yazılan suç tarihinin, en son sözleşmenin düzenlendiği tarih olan "03.07.2012" olduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1.Hükümden önce 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanun'un 104 üncü ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 2. fıkrasındaki “İşletmeci veya adına iş yapan temsilcisine abonelik kaydı sırasında abonelik bilgileri konusunda gerçek dışı belge ve bilgi verilemez”
ve beşinci fıkrasındaki "Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz" hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'nun 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

2.Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda önödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
Kabule göre de;

1.Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu'na eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,

2.Sanığın tekerrüre esas alınan Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.05.2008 tarihli ve 2007/223 Esas, 2008/66 Karar sayılı ilamına ilişkin olarak 11.02.2011 tarihli ek karar ile eski hale getirme talebinin incelenmesi için dosyanın Yargıtay'a gönderilmesine ve infazın durdurulmasına karar verildiği, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 25.10.2017 tarihli ve 2017/13454 Esas, 2017/7067 Karar sayılı düzeltilerek onama kararı ile 25.10.2017 tarihinde kesinleştiği, mahkumiyete konu kararda suç tarihinin 03.07.2012 olması nedeniyle suç tarihinden sonra kesinleşen bu hükmün tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden tekerrüre esas alınması,
Bozmayı gerektirmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.06.2016 tarihli ve 2014/263 esas, 2016/419 Karar sayılı kararına karşı sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.