Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmün temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Düzce 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2016/1 Esas, 2016/437 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 205 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci maddesi, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

Sanık atılı suçu işlemediğini belirterek hükmü temyiz etmiştir.

1.Düzce Sulh Ceza Hakimliği'nin 03/08/2015 tarih ve 2015/2819 D.İş sayılı arama kararı ile hakkında yakalama kararı bulunan ... ve ...'ın yakalanmaları için Düzce İl Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı ekiplerin 04/08/2015 günü kararda belirtilen ikametlere gittikleri, önce ...'ı yakaladıkları, daha sonra ...'ın yakalanması için gidilen ikamette ... ve ...'ın babaları olan sanık ...'ın kendilerini kapıda karşıladığı, görevli polis memurlarının sanığa söz konusu arama kararını gösterdiklerinde sanığın kararı eline alıp yırtarak yere attığı, sanığın bu şekilde atılı suçu işlediği iddia olunmuştur.
2.04.08.2015 tarihli arama, yakalama, muhafaza altına alma tutanağına göre sanığın söz konusu arama kararını yırtıp yere atması üzerine ekiplerin açık olan kapıdan ikamete girdikleri ve ...'ı yakaladıkları anlaşılmıştır.

3. Yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamından, sanığın üzerine atılı resmi belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçunu işlediği kanaatine varılarak temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

1.5237 sayılı Kanun'un 205 inci maddesindeki "resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek" suçunun oluşabilmesi için resmi bir belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilerek ondan faydalanma olanağının engellenmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek hak sahibinin ondan yararlanmasının engellenmesi gerekmektedir. Nitekim, belge ortadan kalkınca veya bozulunca bu yararlanma olanağı kalmayacağından failin elde etmek istediği sonuç da gerçekleşecektir. Gerçek belgenin aslı ortadan kaldırılarak veya bozularak sonuç elde edildiğinde suç da tamamlanmış olur.

2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.11.2001 tarihli ve 255-262 sayılı kararında açıklandığı üzere, resmi belgenin yok edilmesiyle suç oluştuğundan, onaylı örneğinin dosyada bulunması suçun tamamlanmasına engel teşkil etmemektedir. Somut olayda sanığın, hakkında arama kararı olan oğlu ... hakkında işlem yapmak için gelen görevli polis memurlarının gösterdikleri arama kararını eline alıp yırtarak yere attığının sabit olması karşısında, arama kararının suretinin dosyada bulunması veya sistemden yeniden çıkarılabilmesi suçun oluşumuna etki etmeyeceğinden ve 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden, eksik inceleme nedeniyle bozma isteyen Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.

Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, Düzce 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.05.2016 tarihli ve 2016/1 Esas, 2016/437 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.05.2024 tarihinde karar verildi.