Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İlk Derece Mahkemesince davacının haksız gözaltı ve tutuklama nedeniyle 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın tutuklama tarihinden faizine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davalı vekilinin temyiz isteminin kesin olduğundan reddine, davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
Davacı vekilinin temyiz istemi; müvekkilinin anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek ve Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suçundan ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, bu suçlardan yaklaşık 6 ay tutuklu kaldığından tazminata hükmedilmesi gerektiğini, mahkeme gerekçesinin hukuki olmadığını, davalı vekilinin temyiz istemi; davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin eksik olduğunu, belirtmiştir.
III. DAVA KONUSU
İlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2390 sayılı soruşturma dosyasında davacının anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 25.07.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 28.07.2016 tarihinde tutuklandığı, 20.02.2018 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek ve Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suçundan davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek bu suçtan 13.02.2018 tarihinde tahliyesine karar verildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 06.03.2018 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ise Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2018/97 Esas sayılı dosyasının ise UYAP sisteminden yapılan kontrolde 08.01.2019 günü karara çıktığı ve sanığın neticeten 7 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine ve tutukluluk halinin devamına karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği, her ne kadar davacı şüpheli hakkında Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçları bakımından EK Kovuşturmaya Yer Olmadığına dair karar verilmiş ise de; davacı hakkında sadece Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçları bakımından değil, ayrıca silahlı terör örgütüne üye olma suçu bakımından da soruşturma yürütüldüğü ve bu soruşturma kapsamında davacının sevkedilmiş olduğu Tekirdağ 2. Sulh Ceza Hakimliği tarafından her 3 suçtan dolayı ayrı ayrı tutuklanmasına karar verildiği, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı hakkında Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı ve yapılan yargılama neticesinde davacı sanığın suçu sabit görülerek mahkumiyetine, tutukluluk halinin devamına ve daha önce gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerinin verilen cezadan mahsubuna karar verilmesi karşısında CMK.nun 141/1-2 madde ve fıkralarında öngörülen tazminat istenmesine dair koşulların gerçekleşmediği anlaşılmakla, davacının tazminat davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
İlk Derece Mahkemesince reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.
Davalı vekilinin, gerekçeli kararın ve davacı vekilinin temyiz başvuru dilekçesinin tebliği üzerine katılma yoluyla temyiz ettiği anlaşıldığından tebliğnamede ret isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
Tazminat talebinin dayanağı olan Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/2390 sayılı soruşturma dosyasında davacının anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek, Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından 25.07.2016 tarihinde gözaltına alındığını, 28.07.2016 tarihinde tutuklandığı, 20.02.2018 tarihinde anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etmek ve Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etmek suçundan davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilerek bu suçtan 13.02.2018 tarihinde tahliyesine karar verildiği, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın 06.03.2018 tarihinde davacı asile tebliğ edildiği, silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ise Tekirdağ 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/97 Esas, 2019/6 Karar sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği, kararın 04.03.2020 tarihinde kesinleştiği UYAP'tan yapılan kontrol sonucu anlaşılmıştır. Davacının aynı sorgu ile Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçlarından tutuklandığı, her ne kadar Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve Türkiye Cumhuriyeti hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme suçundan davacı hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kamu davası açıldığı ve silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan mahkumiyetine karar verildiği; dolayısıyla tutuklandığı suçlardan birinden mahkumiyetine karar verilmesi ve mahkumiyeti aşan tutukluluk süresi bulunmaması nedeniyle tazminat isteme koşulları oluşmadığından davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluşmadığının saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
5271 sayılı CMK’nın 142/9. maddesindeki “Tazminat davaları nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan nisbî avukatlık ücreti ödenir. Ancak, ödenecek miktar Tarifede sulh ceza hâkimliklerinde takip edilen işler için belirlenen maktu ücretten az, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen maktu ücretten fazla olamaz” hükmü gereğince, ilk derece mahkemesince davanın tümüyle reddedilmesi ve karar tarihi dikkate alınarak, ağır ceza mahkemelerinde takip edilen davalar için belirlenen 5.450 TL maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, 1.056 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle davalı vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-f maddesi gereği hüküm fıkrasının vekalet ücretine ilişkin kısmındaki "1.056,00 TL" ibaresinin çıkartılarak yerine "5.450,00 TL" ibaresinin eklenmesi ve hükümdeki diğer hususların aynen bırakılması suretiyle oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.05.2024 tarihinde karar verildi.