Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda: Davanın kabulüne dair verilen yukarıda gün ve sayıları yazılı hükmün Yargıtay'ca incelenmesi davacı idare vekili yönünden verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla dosyadaki belgeler okunup iş anlaşıldıktan sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Dava, 4650 sayılı Kanunla değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10. maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir.

Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı idare vekilince temyiz edilmiştir.
Bilirkişi incelemeleri yaptırılmıştır. Arazi niteliğindeki 332 parsel sayılı taşınmaza net geliri esas alınarak değerinin tesbit edilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Dava konusu 330 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise alınan rapor hüküm kurmaya elverişli değildir. Şöyle ki;
Belediye İmar Müdürlüğünün dosya içerisinde bulunan 18.10.2005 ve 17.10.2006 tarihli cevabi yazılarına göre, dava konusu taşınmaz Belediye ve mücavir alan sınırları dışında olduğu gibi, belediye hizmetlerinden de faydalanmamaktadır. Belirtilen özelliklerine göre dava konusu taşınmaz arazi niteliğindedir. Taşınmazın niteliğinin tapu kaydında arsa olarak yazılmış olması arazi vasfını değiştirmez. Arazi niteliğindeki taşınmaza net geliri esas alınarak bulunacak değerine göre bedelinin tesbit edilmesi gerekirken, arsa olarak değer biçen geçersiz rapora göre hüküm kurulması,
Doğru görülmemiştir.
Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan hükmün açıklanan nedenlerle H.U....nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 26.09.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.